7
Şubat
2026
Cumartesi
SPOR

Fenerbahçe ile Trabzonspor Kıran Kırana!..

Süper Ligin zorlu haftaları yeni başladı demek doğru olacaktır. Sinan Engin’in deyişiyle gerçekten lig şimdi başlıyor… Zirvede olduğu kadar dipte de ölüm kalım mücadelesi sürüyor. Haftanın en büyük sürprizini Beşiktaş’ı yenen Sivas ile Kayseri’ye stadını dar eden Kasımpaşa yaptı. Fenerbahçe ise geçen yılın şampiyonu ile tüm çabasına rağmen 0–0 berabere kaldı. Trabzon da Konya karşısında biraz da şansının yardımıyla galip gelerek Fenerbahçe’nin iki puan önünde liderliğe yükseldi. Bu yıl 14. mağlubiyetini M.P Antalya’dan alan Galatasaray’ın yenilgisi ise sürpriz sayılmamalıdır.

Geçen yıl Kadıköy’de Bursa’ya 2–0 önde iken 3–2 yenilerek şampiyonluğun kaçmasında en büyük etken olan maçın rövanşında Fenerbahçe yine istediği sonuca ulaşamadı. Eksiklerine rağmen yine de futbol olarak ortaya çok güzel bir oyun kodu, ancak sert ve kapanık Bursa savunmasının kilidini açamadı. Fenerbahçe golsüz sonuçlanan maçta iki puan yitirdiyse de bu şampiyonluğun kaçtığı anlamına gelmemelidir. Fenerbahçe sezonun en iyi oyunlarından birini oynamasına rağmen istediği sonuca ulaşamadı. Kuşkusuz, bunda Bursa’nın iyi savunmasının yanı sıra sözcüğün tam anlamıyla Çanakkale geçilmezi sergilemesinin de payı vardı. Bursa’nın hemen hiç pozisyonunun olmaması da Fenerbahçe karşısında hücum olarak ne kadar mahkûm oynadığını gösteriyordu. Nitekim Volkan belki de kalesinde en rahat maçlarından birisindeydi. Fenerbahçe gollük pozisyonlara girmesine rağmen golü bir türlü bulamadı. Sağ kanadı ileri çıkmasına rağmen sol kanat hemen hemen yerinde çakılı kaldı. Fenerbahçe, rakip savunmayı ortadan delmeye çalışacağına kanatlardan hücuma yönelseydi durum belki de farklı olurdu. Bu arada Niang’ın Semih ile iki santrafor olarak oynaması, solda kalması gol pozisyonlarına girememesinin başlıca nedeniydi. Haftaya da zorlu Eskişehir deplasmanında takımında yer alamayacak Emre’nin yokluğu ise açık şekilde kendini belli etti… Bu arada Bursa savunmasında İbrahim, Serdar Aziz ve gollük birkaç pozisyonu parmaklarının ucuyla çıkaran İvankov sonucu belirleyen isimlerdi.

Maçın kaderine etki eden asıl kişi Hakem Kuddusi Müftüoğlu oldu. İlk yarının sonlarında Serdar Aziz’in yaka paça, güreşircesine Semih’i yere indirmesi penaltı değil de neydi? Hakemlerin takımların kaderleriyle oynamaya hakkı var mı? Bunun dışında Müftüoglu , yine Serdar Aziz’in Santos’a yaptığı hareketi görmezden gelerek Fenerbahçe’nin bir penaltısını daha tabir caizse yedi!.. Ayrıca ofsayt pozisyonda düdük çalındıktan sonra topa bilerek vuran, sarı kartı olan Ozan İpek’e kart göstermekten de kaçınmasını anlayabilmek mümkün değil…

Haftalardır Fenerbahçe ile başa baş yarışan Trabzonspor, ligin alt sırasındaki Konyaspor’u zor da olsa 1–0 yenerken göz dolduran bir oyun oynamaktan çok uzaktı. Konyaspor ilk yarıda eline geçirdiği fırsatları cömertçe harcamasaydı belki de Avni Aker’de rakibini zora sokacaktı. Trabzon maçın başlarında rakip kalede yarattığı tehlikenin ardından Burak ve Serkan’ın mücadeleci futbolunun golleri getireceğini sananlar yanıldılar. Konya’nın baskısı altında bir ara Karadeniz ekibi geriye yaslanmak zorunda kaldı. Bir ara adeta ölüp ölüp dirilen Trabzon sonunda rakip savunmanın hatasından önünde boşluk bulan Burak kaleciyle karşı karşıya kalarak Umut’a al da at dercesine topu yuvarladı. O da haftalardır beklediği 100. golünü atarak 100’ler kulübünün üyesi oldu. Trabzon’un ikinci yarı maçlarına baktığımızda son altı maçı tek gollü farklarla çok zor kazandığını görüyoruz. Şampiyonluk yarışında bu nereye kadar gider bilemiyoruz. Önümüzdeki hafta zor durumdaki Galatasaray maçında ise sarı kart cezalı Egemen ile sakatlanan Serkan büyük olasılıkla olmayacak. Belki de Arena’da Galatasaray-Trabzonspor maçı ligin kaderini belirleyecek…

Gaziantep’in K.Karabük karşısında aldığı yenilgiden sonra Avrupa Kupaları için umutlanan Beşiktaş, 4 Eylül Stadına galibiyet için çıkmıştı. Rakip Sivas ise son sıralardan kurtulmak için mutlak puan istiyordu. Bu bakımdan Beşiktaş-Sivas maçı çok daha önem kazanmıştı. Sivas kendi sahasında şimdiye kadar Beşiktaş’ı hiç yenememişti.

Beşiktaş mutlak galibiyet için oyuna başladıysa da karşısında alan daraltarak rakibin ataklarını önleyen ve oldukça da sert bir Sivas vardı. Seyirci desteği altında Sivas ilk yarıda girdiği pozisyonlardan yararlanamadı. Özellikle üç gollük pozisyonu kaleci Cenk yerinde çıkışlarla önledi. Beşiktaş’ın Quaresme dışında Portekizli futbolcuları bekleneni vermekten çok uzaktı. Beşiktaş bu durumda yalnızca Quaresma’ya bel bağlamak zorunda kaldı. Ancak Sivas savunmasını tatlı sert oyunuyla Queresma’nın ataklarını önlemeyi başardı. Maç başlamadan ısınma hareketleri yaparken Ferrari’nin sakatlamasıyla Beşiktaş, Sivok ile oyuna başladı. Haftalardır oynamayan bir futbolcu ısınırken neden sakatlanır? Anlayabilmek çok güç… Sivok’ta iki sarı görerek takımını 65. dakikada on kişi bıraktı. İkinci yarıda seyirci desteğiyle oyuna daha da hâkim olan Sivas’ta kötü bir gününde olan Erman’ın yerine giren Cihan maçın kader adamı oldu. Sivok’un oyundan çıkarılması kadar girer girmez serbest vuruştan attığı sütun direkte patlamasının ardından 90+ 1 takımına hayati üç puanı kazandırdı.
Beşiktaş’ın başında ikinci kez sahaya çıkan Tayfur Havutçu’ elinden gelen değişiklikleri yapmasına rağmen sahadan yenilgi ile ayrıldı. Buna karşılık rakibi iyi etüt etmiş olan, Beşiktaş’ın efsaneleşmiş isimlerinden Rıza Çalımbay yerinde müdahaleleriyle takımının galip gelmesinde büyük etkendi.

Süper Ligde, Avrupa’da hiçbir beklentisi kalmayan, Adnan Polat Başkanlığında Galatasaray yönetiminin kısmen de olsa dağılmasından sonra sarı-kırmızılılar için Antalya maçının zorlu geçeceği açıktı. Galatasaray’ın hava alanında taraftarları tarafından küfürle karşılanması takımın moralini bozmaktan öteye gitmiyordu. Futbolcuların yüzlerine küfredilmesi edepsizlik değil de nedir? Oysa takımını seven gerçek taraftar iyi veya kötü gününde de takımının yanında olmalıdır. Nerede o eski asil Galatasaray taraftarları...

Bu yıl kaderine razı, her şeyden elini eteğini çekmiş Galatasaray, Antalya’ya moral bulmaya giderek adeta formalite maçı oynadı. Ancak umduğu morali orada da bulamayarak M.P Antalya’ya da farklı yenilmekten kurtulamadı. Hagi’den sonra Bülent Ünder bu yıl ilk kez resmi bir maçta takımının başında sahaya çıktı… Ünder aslında başarılı bir teknik direktördür ama Galatasaray’da hep gölgede kalmış, gerçek değerini gösterememiştir.

M.P Antalya-Galatasaray maçı futbol olarak beklenenin daha üstünde zevkli geçti. Bunda da en büyük etken Antalya’nın mutlak kazanma azmiyle sahaya çıkmış olmasında aranmalıdır. Süper lige iyi başlayan sonra aynı düzeyi koruyamayan Antalya savunmayı önde tutarak, ani ataklarla gol aramaya başladı ve çabuk adamlarıyla da bunda başarılı oldu. Ünder’in değişik tertibi kazanmaya yetmedi. Kaleyi Zapata’dan devralan Ufuk’un başarılı olduğu da söylenemez. Antalya’nın köşe vuruşundan gelen topa çok güzel vuran Erkan Sekman’ın golü görülmeye değerdi. Bunun hemen ardından kaleci ile karşı karşıya kalan Necati topu kaleciye çarptırarak mutlak bir golü kaçırdı. Ardından da Galatasaray savunmasının hatasından topu kapan Necat bu kez Ufuk’u affetmedi. Ufuk’un Ali Zetuni’yi düşürmesiyle kazanılan penaltıyı Necati bir kez daha eski takımının kalesine gönderdi. Antalya’da eski Galatasaray Ali Turan ile eski Fenerbahçeli Deniz’in uyum içerisindeki savunması Galatasaray akınlarını çok kolay önledi. Bu arada Ömer de yerinde yaptığı çıkışlarla takımını rahatlattı. Antalya’da Tita tam bir oyun kurucu olup takımını adeta bir maestro olarak yönetmeyi başardı.

Bu hafta ligin şampiyonluğu etkileyecek kader maçlarından birisi Galatasaray ile Trabzon oynayacak. Seyircisiz oynanacak olan bu maçta Fenerbahçelilerin pek umuda kapılmaması lazım diye düşünüyorum. Galatasaray’ın Antalya’da oynadığı oyunu gördükten sonra Trabzon bu maçı kolay almalı… Galatasaray’a sihirli bir değnek değmezse!..

Haftanın diğer maçlarından düşme hattı tam bir cadı kazanı… Tehlikeli bölgede bulunan takımlar üç puan için canlarını başlarını ortaya koyuyorlar. Son haftaların en iyi takımlarından Gaziantep Karabük karşısında 3–2 yenilgiden kurtulamazken, maç tam bir gol düellosu şeklinde geçti. Bu yenilgiye rağmen, Beşiktaş’ın da üç puanı yitirmesi Gaziantep’in Avrupa Kupaları için umudunu sürdürüyor. K.Karabük’ü beraberlikten kurtaran gol 90+3 ‘de İlhan Parlak’tan geldi. Kısacası Parlak, Karabük’te parladı diyenler doğruyu söylemiş oldular.

Süper Ligin iki zorlu takını Eskişehir ile Ankaragücü karşılıklı attıkları gollerle 2–2 berabere kalarak puanları paylaştılar. Ligin orta sıralarındaki Manisa kendi evinde Gençlerbirliği’ne beklenmedik şekilde 3–0 yenildi. Bu sonuçla üç haftadır galibiyete hasret olan Ankara takımı biraz daha yukarı çıkarak rahat bir nefes aldı. İstanbul Büyükşehir Belediye ise düşme hattındaki Buca’yı zorlu bir maçtan sonra 2–1 yenmeyi başardı.

Haftanın sürprizini Kadir Has Stadında iddialı Kayserispor’u 3–1 yenen Kasımpaşa yaptı. Beklenmedik şekilde güzel bir oyun sergileyen Kasımpaşa rakibini tam anlamıyla bozguna uğrattı. İlk yarıda eline geçen fırsatları cömertçe harcamasa farka bile gidebilirdi. Stadı dolduran Kayseriler maçın bitiminde Kasımpaşa’yı uzun uzun alkışlarken kendi takımlarının da aleyhinde tezahürat yaptılar. Ligde tutunmaya çalışan ve Konya’nın üzerine çıkan Kasımpaşa’nın Trabzon da dâhil kaybettikleri maçlarda ne kadar şansız oldukları açıkça görülüyordu.

Önümüzdeki hafta ligin kaderini etkileyecek maçlar var. Bunların başında Eskişehir-Fenerbahçe; Galatasaray- Trabzon maçları geliyor Düşme hattından kurtulmak isteyen takımları da zorlu maçlar bekliyor. Buca-K.Karabük; İstanbul Büyükşehir Belediye-Sivas; Kasımpaşa-Beşiktaş ve Konya-Manisa maçlarının sonuçlarını şimdiden kestirebilmek çok güç… İnşallah bu kader maçlarında da Kuddusi Müftüoğlu’nun Fenerbahçe-Bursa maçında yaptığı hataları görmeyiz… Hakemler hakkaniyetle düdüklerini çalarlar…

erdemyucel2002@hotmail.com

Yayın Tarihi : 4 Nisan 2011 Pazartesi 22:56:20


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?