Fenerbahçe ile Galatasaray arasında, haftalardır beklenen, gerçek derbi Pazar akşamı Şükrü Saraçoğlu Stadında oynandı. Bu derbinin daha öncekilerden çok daha farklıydı; her iki takımın önceden yaptığı maçların sonucu taraflardan birisini mutlak birini zirveye taşırdı. Oysa bu yıl ligin zirvesinde Trabzonspor, onun bir puan gerisinde Ankaraspor ve iki puan gerisinde de Beşiktaş var. Bu maçı kazanmasına rağmen Fenerbahçe averajla 7. olup aynı puana sahip Kayseri’nin altında yer alıyor. Galatasaray, yenilmesine rağmen rakibinin bir puan önünde 5. sırada...
Turkcell Süper Liginin puan durumunu incelediğinizde bu yıl bir takım garipliklerin olduğunu göreceksiniz. Geçen yıl son anda düşmekten kurtulan Ankara Büyükşehir Belediyesinin desteğindeki Ankaraspor zirveyi zorluyor !..
Gerçekte puan durumunu izlediğimizde Süper Ligin takımları arasında bir kuvvet dengesinin oluştuğu da açıkça görülüyor. Bu yıl bir Anadolu takımının şampiyonluğa ulaşması da büyük olasıdır.
Fenerbahçe-Galatasaray arasındaki derbiye döndüğümüzde; her iki takımın Avrupa’da hafta içerisinde Arsenal ve Benfica gibi futbol devleri karşısında başarılı sonuçlar aldığını biliyoruz. Buna dayanarak Galatasaray’ın biraz daha ağır basacağını pek çok kişi düşünmüş olabilir. Ancak her iki takım arasında oynanan maçların hiç bir zaman beklenildiği gibi sonuçlanmadığı da olmadığı da biliniyordu. Nitekim de öyle oldu Galatasaray biraz daha şanslı denilirken Fenerbahçe bütün dezavantajlarına rağmen maçı 4-1 kazanmayı başardı.
Galatasaray daha 2.dakikada kimsenin beklemediği bir anda gole ulaştı. Kuşkusuz, bu kadar erken gelen gol Galatasaray da şaşırtmıştı.Ümit Karan’ın kafayla indirip, Arda’nın ara pasna Lincoln ustalığını göstererek köşeyi buldu.. Fenerbahçe bu golün şaşkınlığını kolay atlattı Soldan Deivid’in kornerden ortasına kale direği önünde bekleyen Selçuk’un aynı ustalıkla vuruşuyla Fenerbahçe beraberliği yakaladı.Bunun ardından Galatasaray’ın çift vuruşu Lincoln tek vuruş olarak atınca, haklı olarak bu gol sayılmadı. Benfica maçının kahramanı Emre Aşık Semih’in şutunu önlemek isterken falsolu bir vuruşla topu kendi kalesine göndererek maçın kaderini değiştirdi.İkinci yarıda Fenerbahçe rakibine üstünlük kurdu ve De Sanctis’in elinden kaçırarak rakibinin önüne attığı topu ile Lugano üçüncü, 90+3’de Deivid sert bir şutla takımının dördüncü golünü attı. Böylece Fenerbahçe rakibi karşısında beklenmedik farklı bir sonuca ulaştı; 4-1. Bununla beraber gollere ve atılan gollere rağmen oyun belirli bir düzeyi aşamadı, kaliteye de ulaşamadı.
Bu maçta Fenerbahçe’nin rakibinden çok daha üstün olduğu açıkça görüldü. Rakibinden çok daha fazla koştu ve haklı bir galibiyet kazandı. Ancak golcü olarak alınan Guiza’nın Emre Belezoğlu’nun verdiği pası dışarı atması golü atmaktan çok daha zordu!..
Aragones bu maçta ilk kez kulübede oyunu seyretmedi, zaman zaman dışarı çıkarak oyuncularını yönlendirdi. Sergen Yalçın’ın haklı deyimi ile teknik direktör olduğunu hatırladı. Belki de kendisini eleştirenlere yanıt verdi. Maçın sonlarına doğru Şeref Tribününde yine tatsız görüntüler oldu. Küfürler, nasıl geçirdik, seni dışarı atarım sözleri hiç de tribünün “Şeref” adına yakışmıyordu !... Saha içerisinde ise Arda’nın Fenerbahçe tribünü önünde taraftarlarla atışması, Selçuk ile birbirlerine girmesini diğer futbolcular önledi.
Kısacası geçtiğimiz sezon Ali sami Yen’de taraftarın su yağmuruna tutuğu Fenerbahçe, bu kez rakibine su yerine goller attı!...
Turkcell Süper Liginin 10. haftasında da liderliği bırakmayan Trabzonspor, on iki maçtır yenilmediği Avni Aker Stadında, Hacettepe ile oynadığı maçı güçte olsa 1-0 almayı başardı. Trabzon bu yıl kötü oynasa da kendi sahasında üç puanı almayı başarıyor. Kapanan takımlara karşı bir türlü oyunu açamıyor ve rakibin kilidini açamıyor. Ancak Hacettepe rakibine oranla çok daha güzel bir futbol oynayarak sahayı terk etti.
Galip sayılır bu yolda mağlup!..
Trabzon’a üç puan golü kazandıran Colman’ın golü ise tek kelime ile harikaydı. Kaleci Ufuk’un buna yapacak hiçbir şeyi olamazdı, nitekim de olamadı. Trabzon uzak mesafelerden attığı şutlarla golü aradıysa da bunda da bir defa başarılı oldu.
Beşiktaş’ın Kocaelispor ile oynadığı maç belki de en azından haftanın derbisi kadar önemliydi.Beşiktaş, Trabzon’un ardından zirveyi yakalamak, Kocaeli ise ligin dibinden kurtulmak istiyordu. Beşiktaş’ın yeni Teknik Direktörü, sahanın kenarında oyuncularını yönlendirirken, Kocaeli’nin cezalı olduğundan tribündeydi. Kocaeli’nin yabancı futbolcuları Tutoriç, Jesroviç, Aldelkoviç ile sakat olan Fransergio ve Julio Cezar kadroda bulunmuyordu. Söylentiye göre de yabancı futbolcular şehri terk etmişlerdi.
Nedenini bilemiyoruz ama Kocaeli’nin zor durumda olduğu da gerçekti... Bununla beraber onların yerine oynayanlar hiç de onları aratmadıysa da yenilgiden de takımlarını kurtaramadılar.
İstanbul İnönü Stadında, coşkulu Beşiktaş seyircisinin tezahüratıyla başlayan oyunun 15. dakikasında Taner’in golü ile Beşiktaş bir anda yenik duruma düştü, :unun hemen ardından yine Taner’in yaptığı ortayı çok iyi değerlendiren ve Beşiktaş savunmasının boş bıraktığı Semavi bir anda skoru 2-0 yaptı. Peş peşe gelen bu iki gol bir anda tribünlerde soğuk bir duş etkisi yaptı. Ancak Kocaeli’nin Galatasaray ve Fenerbahçe ile oynadığı önceki maçlarında yine Taner takımının ilk golünü atmışsa da Kocaeli yenilmişti. Bu maçta öyle oldu. İlk yarı biterken Kocaeli savunmasının gereksiz yaptığı bir faul sonrasında atılan frikikte Nobre’ye çarpan top filelere gitti. Bu golde başta Serdar olmak üzere Kocaeli savunmasının büyük hatası vardı.
İkinci yarının ortalarına doğru Kocaeli çözüldü ve Beşiktaş’ın Nobre, Delgado, Holosko ve Bobo’nun birbirinden güzel golleriyle Beşiktaş ilk yarıda zorlandığı, zora soktuğu maçı 5-2 kazandı. Bu oyun bir kez daha gösterdi ki, Beşiktaş savunması orta saha ve ile golcüleri kadar güçlü değil. Savunmada yalnızca Zapotocny ile Sivok ayakta kabildi. Kocaeli maçında Beşiktaş’ta sağ bek sorununun olduğu, buraya eldeki kadrodan bir oyuncunun yerleştirilmesinin zorunluluğu açıkça görülüyordu. Ayrıca savunmada yeterli olan İbrahim Üzülmez ise istenildiği gibi hücuma katılamadığı da dikkati çekiyordu. Bu maçın yıldızı ise tek kelime ile Nobre idi. Beşiktaş bu oyunu çok kolay kazandıysa Nobre, bunun başrol oyuncusuydu. Beşiktaş gol yemesine rağmen hiçbir zaman kazanma arzusunu yitirmiyor, oyundan düşmüyor ve maçı koparıyor. Bu arada Mustafa Denizli’nin Holosko’da ısrar edip golcü Bobo’yu kulübede oturtmasına da bir anlam veremedi.
Kuşkusuz, Mustafa hocanın bir bildiği vardır diye düşünüyorum.
Haftanın diğer maçlarında Ankaragücü, cezası nedeniyle Atatürk Olimpiyat Stadında oynadığı maçta karşılıklı atılan gollerle Bursaspor ile 1-1 berabere kaldı. Pozisyonsuz geçen bu maç son derece kalitesiz ve zevksizdi. Ankaraspor ile geçen haftanın başarılı takımı Eskişehir arasındaki maçın golsüz biteceği sanılırken 89.dakikada oyuna sonradan giren Konata ve 90+2’de Mehmet Çakır’ın golleri Ankara takımının 2-0 kazanmasını sağladı.
Gaziantep ise kendi sahasında İstanbul Büyükşehir belediye karşısında beklenmedik farklı bir yenili aldı; 4-1. Gençlerbirliği de 90+3 de kazandığı gol ile Konyaspor ile 2-2 berabere kaldı. Antalyaspor, yeni teknik direktörü Şifo Mehmet yönetiminde liderlikte iddialı Sivasspor’u Antalya’da 2-1 yenerken kendi sahasında da ilk galibiyetlerini aldılar. Bu arada üç haftadır yenilmeyen Sivas bu kez rakibini S.Pacome ile Orhan Ak’ın gollerine engel olamadı. Teknik Direktörü olmayan Denizlispor’da futbolcularının büyük özverisiyle Kayserispor’u beklenmedik şekilde Roberts’in golüyle 1-0 yenerek sıralamadı biraz olsun rahatladılar.
Bu hafta içerisinde Beşiktaş, Galatasaray, Trabzon, Konyaspor, Denizlispor, Bursaspor, Ankaragücü ve Kayserispor’un kupa maçları bulunuyor. Ardından ligin 11. haftasında Fenerbahçe-Ankaraspor, Beşiktaş-Bursaspor ve Galatasaray-İstanbul Büyükşehir Belediyesi ligin kaderine etkili olabilecek maçları oynayacaklar.
erdemyucel2002@hotmail.com
S€n ßen!m her seyimsin Fß
öncelikle galatasarayı yenmek fenerbahçenin en büyük görevlerinden biridir ne gs ne başkası burası kadıköy buradan çıkış olamaz geleneği bozmaya hiç niyetimiz yok