Meşhur sözdür; her zaman papaz pilav yemez…
Fenerbahçe son beş sezonda de iki kez biri Denizli’ye diğeri de Trabzon’a olmak üzere son maçta şampiyonluğu kaçırdıktan sonra bu kez Sivas maçında işi sıkı tuttu ve haftalardır başa baş, puan puana mücadele sürdürdüğü Trabzon’un önünde ikili averajla mutlu sona ulaştı… Fenerbahçe’nin geçmişteki o iki talihsiz maçında puan kaybetmesiyle Galatasaray ve Bursaspor şampiyon olmuşlardı.
Kısacası bu kez papaz pilav yemedi…
Fenerbahçe’nin şampiyonluk sayısını 18’e çıkararak Türkiye’de bu başarıya ulaşan ilk takım oldu. Ayrıca bu yıl takımın ağırlığını taşıyan, şampiyonlukta büyük payı olan Alex attığı 28 golle gol kralı olmayı ikinci kez başardı.
Fenerbahçe, özellikle ligin ikinci yarısında büyük bir mücadele verdi, 18 maçın yalnızca birinde berabere kaldı diğerlerinde galip geldi. Gerçekte bu büyük bir mucizeydi. Bu mucizenin gerçekleşmesinde başta Aziz Yıldırım, yönetim, Teknik Direktör Aykut Kocaman, futbolcular ve onları desteklenen taraftarların ayrı ayrı payları vardı. Hepsini kutlarım…
Teknik Direktör Aykut soyadına yakışmış; gerçekten de KOCAMAN…
Fenerbahçe ile puan puana haftalardır şampiyonluk yarışını sürdüren Şenol Güneş’in de özverili çalışması inkâr edilemez… Süper Ligi ikinci olarak bitirdiler… Son maçın son dakikasına kadar mücadele ettiler, umut ettiler ama olmadı; şampiyon tek olacaktı…
Önümüzdeki yıl Fenerbahçe ile inşallah elemeyi aşacak olan Trabzon Şampiyonlar Liginde yer alacaklar… Her iki takımı da büyük başarılar bekliyor…
Süper Ligin son maçlarında Fenerbahçe Sivas’ı zorlu, karşılıklı gollü bir maçtan sonra 4–3 yenerek mutlu sona ulaşırken, Trabzon K.Karabük’ü 4–0 sonuçla çok kolay geçti… Önceki yazılarımda ligin kaderini Sivas ile K.Karabük’ün belirleyeceğini yazmıştım. Ligin son maçında iki takımında iddiası devam etti… Tüm Sivas, belki de Sivas Kongresinden bu yana en büyük tarihi günlerinden birisini yaşadı. Fenerbahçeliler, stada girsin veya giremesin Sivas’a akın akın gelmişlerdi. Sivas havaalanına 41 uçağın indiği söyleniyor. Bu büyük maç olaysız karşılıklı sevgi, dostluk içerisinde geçti… Sivas’ın bu arada ekonomik yönden kazançlı çıktığını da söylemek doğru olacaktır. Diğer taraftan Trabzonlular da Karabük’te kulakları Sivas’taydı. Karabük ne var ki, Fenerbahçe ve Trabzon maçlarında kilit olamadı; sürgüden (!) öteye gidemedi…
Fenerbahçe galibiyete kilitlenmiş olarak başladı ve ilk yarıda akıl almaz goller kaçırdı. Bunda sürekli yağan yağmurun azizliği, futbolcuların heyecanı mı, yoksa şansın rolü mü vardı? Santos’un mükemmel golünden sonra beklenmedik anda Sivas’ın bir anda boş kalan Navratil’in golü geldi. Fenerbahçeliler eyvah ne oluyor derken, kaleci Korcan yağmurun azizliğine uğradı, Selçuk’un uzak mesafede atağı şut dizine çarpıp, ellerinden kayıp ağlara gitti… Selçuk aynen geçen yıl Galatasaray kalecisi Leo Franco’ya yaptığı gibi… Maçın 51. dakikasında Alex yine sahneye çıkarak serbest vuruştan topu köşeye taktı. Ardından Erman, uzaktan attığı şutla Volkan’ı avladı, 67 de Yobo Fenerbahçe’deki ilk golünü attı. Maçın bu sonuçla biteceği beklenirken Erman karambolda kendisinin ikinci takımının da üçüncü golünü attı;4–3.
Kısacası hak eden takım şampiyonluğa ulaşmıştı.
Trabzon 27 yıldır şampiyonluğa hasretti, Fenerbahçe’nin Sivas’ta puan kaybedeceği umuduyla çıktığı K.Karabük maçında 4-0’lık galibiyet almasına rağmen bu sonuç şampiyonluğa yetmedi. Bu maç belki de Trabzon’un tarihinde yaşadığı en trajik bir maçta; galip gelindi ama üzüntüyle saha terk edildi…
Sezonu averajla ikinci sırada tamamlayan Trabzon Teknik Direktörü Şenol Güneş’in maç bitimindeki sözleri hayretle karşılandı.
“Paraya karşı yetenek ve emeğin savaşını verdik. Tarih bunları yazacaktır”
Bu sözler hiç de şık olmadığı gibi kendisine de yakışmadı. Ligin ikinci yarısına 9 puan önde giren Trabzon Teknik Direktörüne bahane aramaması, neden puanları cömertçe harcadığının önce açıklamasını yapmalıdır.
Bu yıl zorlu bir lig yaşadık mı diye düşündüğümüzde Fenerbahçe ve Trabzon dışında pek de zorlu olmadığını görürüz. Önceden Galatasaray ile Beşiktaş’ın lige havlu atmasından sonra Bursa ile Kayseri de onları izledi, son haftalarda yükselişe geçen Gaziantep ise puan kaybetmeye başlayarak dördüncü sırada kaldı.
Fenerbahçe’nin Sivas, Trabzon’un da K.Karabük maçları dışında kalanlar bitse de gitsek gibisinden formalite maçlarıydı. Düşenler belli olmuş, zirve ise Fenerbahçe ile Trabzon’un oynayacağı son maçlara kalmıştı..
Bitse de gitsek, olsa da olur olmasa da olur maçlarından ilkini Galatasaray ile Konyaspor oynadılar.
Galatasaray’da Ünal Aysal’ın Başkanlığı ile birlikte Fatih Terim’in üçüncü İmparatorluk dönemi de başladı. Fatih Terim’in üçüncü kez teknik direktör olmasıyla Galatasaray bu yıl yaşadığı kötü günleri önümüzdeki sezona taşımayacağı da açıktır. Terim göreve başlar başlamaz kolları sıvadı ve bu sezon iskeleti bir türlü kurulamayan Galatasaray’a yeni oyuncuların arayışına girişti. Bunların başında da kaleci sorunu geliyordu. M.United’te başarıdan başarıya koşan Hollandalı kaleci Van der sar 40 yaşında olmasına rağmen gündemde, ayrıca Lyon’dan İsveçli Kallström le Chelsea’lı Fildişili’li Drogba’nın da isimleri geçiyor. Bu arada Terim, Arda ile bağlantı kurarak onun A.Madrid’e gitmemesi için ikna etmeye çalışıyor. Galatasaray’da kimlerin gideceği kimlerin kalacağı da önümüzdeki günlerde kesinlik kazanacak. Gidecekler aşağı yukarı belli gibi. Zapata, Neill bunların başında geliyor…
Bu ortamda bir ara neredeyse düşme hattına yaklaşan Galatasaray sezonun son maçını, Gençlerbirliği maçında toplam 252 dakika süren küfürlü tezahürat nedeniyle Arena’da seyircisiz oynadı. Haftalar öncesi küme düşmesi kesinleşen en Konya’yı 2–0 yendi. Bu maç için söylenecek fazla bir şey yok; bir yanda neredeyse küme düşmenin eşiğine gelmiş Galatasaray diğer yanda da küme düşen Konya vardı. Futbol olarak ortada hiçbir şey yoktu. Kısacası bir formalite maçıydı; oynandı ve bitti. Dikkati çeken bir nokta’da sezon boyunca kalsın mı gitsin mi denilen Aydın’ın bu sezon oynadığı en güzel futboldu…
Formalite maçlarında bir diğeri de Gaziantep ile Beşiktaş arasındaydı. A2 ve yedek takviyeli, yabancı futbolcularına izin veren Beşiktaş ile Gaziantep maçında Bursa’nın Gençlerbirliği’ni yenmiş olmasından ötürü üçüncülük dördüncülükte belli olmuştu. Böyle olunca da bu maçta puan sorunu da ortadan kalkmış oluyordu. Türkiye Kupası galibi Beşiktaş 5.Gaziantep’te 4.sırada yer alıyordu Bu maçta da futbol adına söylenecek bir söz yoktu. Bununla beraber Beşiktaş’ın genç oyuncularının, özellikle Atınç, Ertan ile uzun süredir forma şansı bulamayan Hakan oldukça başarılıydılar.
Cezası nedeniyle seyircisiz oynana maçta Bursa G Volkan’ın golüyle Gençlerbirliği’ni 1–0 yenerek önümüzdeki sezon UEFA Avrupa Ligine katılmak için 2 ön eleme maçı oynayacak. Haftanın diğer maçlarında ise bu yıl çok iyi maçlar çıkarmasına rağmen küme düşen Bursa karşılıklı atılan gollerle Kayseri ile 3–3 berabere kaldı. Ankaragücü ise kendi sahasında MP Antalya’ya 3–2 yenildi.
NOT; Eski basketbolcu, basketbol hakemi ve bir dönemin basketbol spor yazarı Yılmaz Nurşen’i kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyorum. Lise’de aynı sırayı paylaştığım ve sonraki yıllarda da arkadaşlığımızın sürdüğü Nurşen’e Tanrıdan rahmet ailesine, yakın dostlarına ve İstiklal Liselilere baş sağlığı diliyorum. Geçekten yakın arkadaşları olarak üzüntümüz çok büyük…
erdemyucel2002@hotmail.com