Süper Ligin 29. haftasına damgasını vuracak, sonucunun ne olacağı önceden kestirilemeyen iki önemli maç vardı; Fenerbahçe-Gaziantep ve Trabzon-Bursaspor Ligin zirvesindeki mücadelenin devam edip etmeyeceğini gösterecek bu im-ki kritik maçtan Fenerbahçe hakeme rağmen rakibini 1- 0, Trabzon da Bursa’yı aynı sonuçla geçmeyi başardı. Böyle olunca da ligin kaderi ligin kalan maçlarında kaybedecekleri puanlara takılıp kaldı. Onların yanı sıra düşme hattı da aşağı yukarı şekillenmeye başladı. Kasımpaşa, Konya ve Buca’nın kurtulmaları artık mucizelere kaldı gibi…
Haftanın açılış maçında üst sıralara tırmanmaya çalışan Beşiktaş 2–0 öne geçtiği maçta rehavete kapılınca beklemediği anlarda kalesinde iki gol görerek Gençlerbirliği ile 2–2 berabere kaldı. Oysa Beşiktaş maçın 60 dakikasında oyunun hâkimi olduğu kadar rakibine de sahayı dar etti. Ancak son haftalardın formda ve ne yapacağı kestirilemeyen takımı Gençlerbirliği 62 ve 72. dakikalarda Jedinak ve Mustafa ile iki gol bulurken, kalede de devleşen Özkan rakibe gol şansı tanımadı. Belik de ilk yarıdaki oyunuyla adeta farka giden Beşiktaş’ın olası gollerini önledi. Buna karşılık Guti ve Quaresme’nın olmadığı oyunda Simao attığı golün yanı sıra Türkiye’ye geldiği günden bu yana en iyi futbolunu ortaya koydu. Tayfur Havitçu bu maçta ilk defa Bobo ile Almedia’yı birlikte kullandı Nihat’a ilk on birde yer verdi. Necip her zamanki gibi orta alana dinamizm azim kazandırırken atağa katılar İsmail verdiği gollük pasın dışında geriye dönmekte güçlük çekti.
Fenerbahçe- Gaziantep maçının çok zor olacağı önceden belliydi. Fenerbahçe için adeta ölüm-kalım maçıydı. Yitirilecek puan Fenerbahçe’yi şampiyonluktan uzaklaştıracaktı… Ligin ikinci yarısında, yeni transferleriyle büyük bir ilerleme gösteren Gaziantep’in üçüncülüğü kovaladığı ve Avrupa Kupalarına katılma şansı vardı. Ancak bu takımın hakemin yardımına hiç ama hiç ihtiyacı yoktu. Ne var ki, Hüseyin Göçek, yardımcılarıyla birlikte hakemlerimiz adına sahada tam bir rezalet yaşattı. Oyunun ve seyircinin tansiyonunu yükseltmek için elinden geleni yaptı. 18 sarı, 1 kırmızı kart göstermesinin yanı sıra Fenerbahçe’nin herkesin hemfikir olduğu Alex ile Niang’a yapılan iki net penaltıyı vermedi. Popov’un rakibe davranışına da üçüncü penaltı verilebilirdi. Semih’in bariz golünü saymadı… Bariz penaltıları, Semih’in golünü görmedi diyemeyiz; bilerek vermedi. Akşam televizyonlarda maçın görüntülerini ve kendisi için yapılan yorumları inşallah izlemiştir. İzledikten sonra hakemliğinden utanmış mıdır; bilemeyiz…
Fenerbahçe 90+ 4’de Stoch’un direkten dönen şutunu tamamlayan A. Santos’un golüyle kazanmayı başardı. Kısacası Gaziantep’i değil Göçek ve yardımcılarını bileğinin hakkıyla yendi. Basından öğrendiğimiz kadar Gaziantepli futbolculara galip gelirlerse 15’er bin dolar galibiyet ödülü verileceği de söyleniyordu. Buna rağmen Fenerbahçe ligin ikinci yarısında olduğu gibi ortaya güzel bir futbol koyması kadar kazanacağına da emindi. Nitekim de öyle oldu… Fenerbahçe’de çirkinlikler yok muydu? Vardı; Lugano ile Emre Güngör oyunun gerilmesinde başrolü oynadılar. Bir ara Wagner’in üzerinden atlarken bariz şekilde bileğine basması olacak şey değildi. Popov’un rakibine kasti girişi başlı başına olaydı. Bu hareketlerin cezası kırmızı karttı ama Göçek, yaptığı yanlışların etkisinde kalarak kartı gösteremedi. Bu da acizliğinin bir başka yönüydü. Maçın son saniyelerinde Gaziantep yedek kulübesi ile seyirci arasında çıkan tartışmayı, Gaziantepli Dany’nin tribüne attığı taburenin ardından sahaya inen Aziz Yıldırım önlemese çok daha vahim olaylar olabilir, şampiyonluk yolunda ilerleyen Fenerbahçe’nin stadını kapattırabilirdi.
Bu maç ile en doğru sözü basından öğrendiğimiz kadarıyla Emre Belezoğlu devre arasında hakemlerin yüzüne karşı söylemiş;
“Siz hakem falan değilsiniz, komedi dans üçlüsünüz. Böyle rezillik olabilir mi? Biz burada ter akıtıyoruz, nefesimiz kesiliyor, koşmaktan. Siz bu emeği düdüğünüzle çalıyorsunuz?”
Meşhur sözdür; doğru söze can kurban…
Zirveyi etkiyecek haftanın en önemli maçında Trabzon Bursa’yı 1–0 yenerken iyi bir futbol ortaya koyamadı. Büyük olasılıkla da bunun nedeni kendi sahasında seyirci baskısının büyük payı vardı. Ortada görünen gerçek, Trabzon’un önceki haftalara oranla büyük bir düşüş yaşadığı da gerçektir. Jaja birkaç çalım dışında göze görünen bir şey yapamadı dense bile rakip savunmaların yine de en korkulu adamı... Colman ve Cale hemen hiç yok gibi. Buna rağmen bu maçı kazandıysa ileride golü atan Burak’ın ve savunmada da Giray’in kişisel becerileri, yetenekleriydi. Burak son yılların yetiştirdiği en iyi golcülerden birisi… Topu kaybederse kendini yerlere atmıyor, sürekli mücadele ediyor, rakip savunmayı dağıtıyor ve hepsinden öte golünü atıyor.
Bursa elinden geldiğince mücadele etti, ancak Burak’ı durduramadı. Maçın kırılma anı Volkan’ın ortasına kafa vuran Ozan direğe takılınca topu önünde bulan Batalla’nın kaleye giren vuruşunu Giray olağanüstü kurtardı. Volkan ve Miller rakip savunmayı sürekli zorladıysa da golü bulamadı. Bu maçın hakkı beraberlikten öte değildi. Ancak ortada bir Burak faktörü var…
Trabzon’un önünde zorlu bir Eskişehir deplasmanı var. Ardından da kendi sahasında Gaziantep ile oynayacak.. Bu iki maç şampiyonluğun dönüm noktasıdır. Buna karşılık Bursa kendi stadında Manisa ile oynayacak ve artık amacı üçüncülük olduğunu kabul etmiş durumda.
Haftanın kapanış maçında Galatasaray ile Manisaspor sözcüğün tam anlamıyla bol gollü bir futbol resitali sundular. Maçın yıldızı, belki de, Atletico Madrid’e transferi gündemde olan, Galatasaray’da son maçlarını oynayan ve iki gole imzasını atan Arda Turan oldu. Geçtiğimiz hafta Antalya’da taraftarların terbiyesizliği ile karşılaşan Arda’nın maç öncesinde gönlü alınmaya çalışıldı, senin yuvan Galatasaray denildi ama kaptanın yüzü gülmedi.
Galatasaray’da Kewell, Baros, Kazım, Hakan ve Yekta cezaları ve sakatlıkları nedeniyle takımlarında yer almadılar. Bülent Ünder, Pino ile Neill’i kadroya almamıştı. Buna rağmen Galatasaray izleyenlere şimdiye kadar neredeydiniz dedirtecek kadar mükemmel bir futbol ortaya koydu. Maçın başından itibaren rakibi baskı altına aldı, iki mutlak golü atamadıktan sonra Arda sahneye çıkarak iki mükemmel gole imzasını attı. İkinci yarıda Manisa Hikmet Karaman’ın yaptığı değişikliklerle da etkili olmaya başladı ve köşe vuruşundan gelen topa yükselen Dixon takımının ilk golünü atmasının hemen ardından Cana golleri üçledi. Oyuna girer girmez Kahe takımının ikinci golünü attıysa da her iki tarafın çabaları başka golü getirmedi.
Düşme hattında da olmak veya olmamak mücadelesi veren takımlardan Buca Ankaragücü’ne 5–3 yenilerek kalma umudunu büyük ölçüde yitirdi. Aslında karşılıklı gol düellosu şeklinde geçen maçta Ankaragücü bir bakıma Galatasaray’a, Sivas’a, Gençlerbirliği’ne yardım ederek onların korkulu rüya görmesini önledi. İstanbul B.Şehir belediye ise rakip sahada K.Karabük’ü beklemedik şekilde 2–0 yenmeyi başardı. Devre arasında Beşiktaş’tan kiralanan ve maaşının onlar tarafından ödendiği Holosko yine gol atması acaba neden kiralandığı konusunda bazılarını düşünceye yöneltti mi?
Süper ligin sonuna yaklaşırken sürprizler de birbirini kovalıyor. İlk yarının gözde takımlarından, bir ara zirveyi zorlayacağından bile söz edilen Kayseri yine yanılttı. Düşmesi kesinleşmiş Konya karşısında tel el döküldü ve üst üste altıncı yenilgisini 3-1’lik sonuçla aldı. Sivas’ta oynana Sivas-Kayseri maçında da puanlar paylaşıldı. 90+2’ye kadar 1–0 önde götüren Kasımpaşa Erman’ın golünü engelleyemeyince kümede kalması onun içinde hayalden öte oldu… Süper ligin puan yönünden iki rahat takımı arasında oynana maçta Antalya ile Eskişehir 2–2 berabere kaldılar. Antalya iki kez öne geçmesine rağmen galibiyeti koruyamadı.
Bu hafta Türkiye Kupasının rövanş maçlarında Beşiktaş-Gaziantep; Gençlerbirliği de İst. Büyükşehir ile oynayacak ve finale ismini yazdıracak takımlar belirlenecek…
erdemyucel2002@hotmail.com