Türkcell Süper Liginin 27. haftası beklenmedik bir sürprizle başladı. Şampiyonluk havasına birkaç hafta önce giren ve en yakın rakibi Galatasaray’ın beş puan önünde bulunan Bursaspor İstanbul Büyükşehir Belediye’ye 2–1 yenildi. Bursa’dan gelen 20.000 civarındaki taraftarın desteği altında başlayan ve ilk dakikalardan itibaren Sercan’ın sürekli ofsayda düşmesi Bursa’nın hızını azalttı. Ardından köşe vuruşunda biraz da Ivançoviç’in hatalı çıkışıyla Martin Kuş’un kafasıyla yenik duruma düştü. Buna rağmen Bursa ilk yarıda çok etkili olmasına rağmen gole gidemedi. Bu arada Bünyamin Gezer’in Turgay Bahadır’a yapılan yüzde yüz penaltıyı görmezlikten geldi. Üstüne üstlük Turgay’a birde sarı kart gösterdi. Kararlarında da sürekli Belediye’yi kolladığını gözleniyordu. Nitekim ikinci yarıda 84.dakika da yine Bursa lehine bir ikinci penaltıyı da görmedi!.. İlk yarının sonlarına doğru İvançeviç’ten dönen topa çok iyi vuran Hasan Ali durumu 2-0’a getirdi.
Bursa ikinci yarıda tribünlerine desteği altında nasıl olsa golü atarız havasındaydı. Volkan’ın 79.dakikada attığı golden sonra Bursa’nın en azından beraberliği çıkaracağı sanılıyordu. Ama olmadı, ilk yarıda 6–0 yendiği rakibine 2–1 yenilen Bursa şampiyonluk yolunda kolay alacağı maçı 2–1 kaybederek şampiyonluk yolunda tökezledi. Kuşkusuz, bunda Bünyamin Gezer kadar taraftarıyla futbolcusuyla, yönetimiyle Bursa’nın şampiyonluğa erken odaklanmasının büyük payı vardı. Bunun yanı sıra futbolcularda aşırı bir sinirlilik, golü bulamamamın da telaşı vardı. Kısacası Bursa’nın özellikle Ertuğrul Sağlam’ın ve futbolcularının bu maçtan çıkaracağı çok dersler var. Kaybedilen bu maçı bir kenara bırakıp önündeki maçlara daha dikkatli bakmalıdır. Yenilmesine rağmen lider koltuğunda olan Bursalılar şampiyonluk istiyor, umutlarını yitirmedi ve onlardan bunu bekliyor.
Zirveyi koklayan Beşiktaş-Eskişehir maçında futbolda her şey olur sözü bir kez daha doğrulandı. Daha doğrusu mucize gerçekleşti. Bir takım düşünün ki 2.dakikada savunma hatasından sonra penaltıdan iki gol yiyecek, rakip üçüncüyü beceriksizlikten kaçıracak ve sen bu maçı 3–2 kazanacaksın… Olacak şey değil ama oldu; Beşiktaş 0-2’den maçı 3–2 aldı. Bu sonuçla da artık zirvede bende varım demeye hak kazandı.
Beşiktaş-Eskişehir maçı son yılların en heyecanlı, en süratli, en tempolu ve seyri en güzel tarihi maçlarından biriydi. Beşiktaş, bu maçta son derece istekli olan Ümit Karan’ın iki golüyle yenik duruma düşmesine rağmen Mustafa Denizli yerinde müdahaleleriyle maçı çevirmesini bildi. Özellikle forma şansını çok az bulan Uğur İnceman’ın oyuna girişi takımı adeta ateşledi. Bu maçı Beşiktaş kazandıysa bunda en büyük pay onun kadar Rüştü, İbrahim Toraman ve olağanüstü enerjisiyle Fink’e aittir.
Hakem Halis Özkahya yönetiminde her iki tarafa taviz vermemesine rağmen yanlış kararları da maçın kaderinde rol oynadı. Eskişehir lehine verdiği penaltı kararından sonra bir penaltı Beşiktaş lehine verilebilirdi. Ancak tribünlerin kendisine yaptığı aşırı tezahürata belki de yanıt olarak Beşiktaş’ın penaltısını duygusal olarak vermedi. Bunun ardından Beşiktaş’ın galibiyet golünde Bobo’nun bariz ofsaytta oluşunu göremedi. Ernst’in yerde yatan Sezer’in bel altına vurduğu kasti tekme ile kırmızı kart görmesi gerekirdi, kartı göstermeye cesaret edemedi. Galatasaray maçının yıldızı Koray, Rüştü’yü de çalımlayıp golü atamaması büyük beceriksizlikti. Eskişehir Teknik Direktörü Rıza Çalımbay da İnönü Stadında takımının savunmasını önde kurarak, böylesine cesaretle ve açık, cesaretle futbol oynattığından ötürü kutlanmalıdır. Ancak Eskişehir’in hızı ikinci yarının son yirmi dakikasında düştü ve rakibine teslim oldu.
Haftanın derbisi yıllardır özlemini çektiğimiz bir dostluk havasında başladı. Böyle bir dostluğu sağlamak için yıllardır uğraşan Özhan Canaydın ölümünden sonra gerçekleştirdi diyebiliriz. Fenerbahçe elindeki pankartla sahaya çıktığında Galatasaraylılar tarafından alkışlanarak karşılandı. Futbolumuzun her zaman böyle olmasını gönül istiyor.
Fenerbahçe-Galatasaray maçlarının sonucunun ne olacağını önceden kestirebilmek güçtür sözü bir kez daha yinelendi. Maçtan önce çoğu kişinin favori gördüğü Galatasaray Fenerbahçe’ye 1–0 yenilerek şampiyonluk yolunda ağır bir yara aldı. Tam bir taktik savaşı şeklinde geçen maçta kazanan Daum oldu. Rijkaard elindeki bütün kozlarını oynadı, tüm golcülerini kullanmak istediyse de rakip savunmayı aşamadı. Çok hızlı ve tempolu başlayana maçın ilk dakikalarında Galatasaray epey hızlı olmasına rağmen eline geçirdiği iki üç pozisyondan yararlanamadı. Böylesine maçlarda ele geçen birkaç pozisyondan yararlanabilen maçı kazanır kuralı burada da geçerli oldu. Nitekim de öyle oldu, Emre ve Cristian’ın yokluğunda takımda yer bulan Selçuk’un 30–35 metre uzaklıktan attığı şutu beklemeyen Franco ellerinden kaçırdığı topla galibiyeti adeta Fenerbahçe’ye hediye etti. İlerleyen dakikalarda ise oyunun temposu epeyce düştü, bunda da Fenerbahçe’nin zamana oynamasının büyük rolü vardı. Daum Galatasaray’ın hızlı kanat adamlarını Gökhan Gönül ve Santos ile çok güzel önlemeyi başardı. Galatasaray hücumlarını ortada sıkıştırınca onları da Bilico ile Lugano yerinde müdahalelerle kolayca önledi. Bu sonuçla Fenerbahçe Bursa’nın üç puan ardından ikinci sıraya yükseldi. Galatasaray ise beş puan geriye düşerek beklemediği şekilde dördüncü sırada…
Baştan sona centilmence geçen maçtaki birkaç çirkin hareketten de söz etmeden geçemeyeceğim; Alex’in sırtına tribünlerden atılan su şişesi, Fenerbahçeli bazı oyuncuların gözüne tutulan lazer ışınları, golü hatalı yiyen kaleci Franco’ya golden sonra her top gelişinde Galatasaray tribünlerinin tepkisi kalecinin moralini bozmaktan öteye gidemezdi…. Bereket Fenerbahçe ikinci golü atmaya hevesli değildi de ikinci gol moral bozukluğu içerisindeki kaleciye gelmedi. Bence maçın en çirkin anıda maçın sonlarında gelen bir topu maçın en iyilerinden ve inanılmaz bir topu dışarı atan Volkan’ın Galatasaraylılarla alay edercesine poposuyla topu kontrol etmesiydi. Profesyonel bir futbolcuya yakışmayacak çok çirkin hareket… Kuşkusuz Fenerbahçe yönetimi bu davranışından ötürü Volkan’ın kulağını çekecektir. Sakat Arda’nın ikinci yarıda iğneyle oyuna sürülmesi ise bir başka yanlıştı. Nitekim o durumdaki Arda’da takımının kurtarıcısı olamadı. Büyük olasılıkla Barış onun yerine sahaya sürülse daha faydalı olabilirdi.
Cüneyt Çakır maçın sonucu etkileyecek bir hatası olmadı ve iyi bir yönetim gösterdi. Ancak iki ofsaytta yanlış verdiği kararda yan hakemin kurbanı oldu.
Haftanın diğer maçlarında, düşme hattındaki Diyarbakırspor Ankara’da oynadığı kader maçında Gençlerbirliğine 1–0 yenildi. Kötü siyasetin futbolunu etkilediği, kulüp içerisinde sorunlar yaşayan Diyarbakır’a bazıları futbol oynatmadı. Böyle olunca takımın ligin alt sıralarında olması kaçınılmaz oldu. Gerçekte rahat bir ortam bulabilseydi takımın üst sıralarda olması işten bile değildi. Ama olmadı bir takım bölücü güçler takımı rahat bırakmadı.
Gaziantep’te oynanan maçta Gaziantep Sivas ile 2–2 berabere kalırken uzatma dakikalarında Kamil Abitoğlu’nun Sivas’ın golünden önce iki kez serbest vuruşu tekrarlatmasından ötürü Gaziantep taraftarları sahaya indi ve bir arbede yaşandı. Bu pozisyonda 90+ 2’de golü bulan Sivas düşmemeye çalışıyor…
Ligin dibine demir atmış olan Denizli-Kasımpaşa maçı tam bir gol düellosu şeklinde geçerek 3–3 berabere bitti. Antalya-Manisa maçında da gol sesi çıkmadı; 0–0…
Haftanın son maçında Kayserispor, Trabzonspor’ un 2010 yenilmezlik unvanına 90. dakikada Makakula’nın attığı golle son verdi. Bu sonuçla da her iki takım 46’şar puanda kaldılar. Kayseri, sürekli yağan yağmur altında ve ağırlaşan, yer yer su birikintilerin olduğu sahada oynanan maçta Trabzon rakibine göre biraz daha üstün bir futbol ortaya koymasına rağmen golü bulamadı. Alanzinho’nun maç boyunca sürdürdüğü, rakibi çok zor durumlara sokan uğraşı sonuç getirmedi. İkinci yarının ortalarında oyuna giren Teofilo’nun bir şutu da direğe takıldı. Kayseri, genç ve dinamik bir ekiple oynadı, maç boyunca sürekli koştu rakibin üstünlüğünü bir bakıma da bozdu. Maçın en çirkin görüntüsü ise rakip yerde kaldığında ona yardıma giden Giray’ı takım arkadaşı Ömer iterek oradan uzaklaştırmasıydı. Haklı olarak da sarı kart gördü. Aynı takımdan iki kişinin kavga etmesi tekkelime ile çok çirkindi. Sanırım Tolunay Kafkas içeride futbolcusunun kulağını çekmiştir.
Önümüzdeki hafta yapılacak olan Ankaragücü-Beşiktaş; Bursaspor-Antalyaspor; Fenerbahçe-Kayserispor ve Sivasspor-Galatasaray maçları zirvede büyük değişiklikler yapabilecektir.
Not: Ligin kader maçlarından Sivas-Galatasaray maçı pazartesi günü oynanacağından haftanın spor yazımı Salı günü yazacağım.
erdemyucel2002@hotmail.com
Sonuç fazla şaşırtmadı beni.Galatasaray da yıllardır bir sıkıntı var Fenerbahçe karşısında.En güçlü dönemlerinde bile -1 moralle başlıyorlar maça.Ama genel anlamda futbol olarak tatmin edici bir maç olmadı.