7
Şubat
2026
Cumartesi
SPOR

Spor Yönünden Çok zengin Bir Haftanın Ardından

Spor yönünden dopdolu bir haftayı geride bıraktık. Eurobasket 2009 Şampiyonasında önce dörtte dört yapan Türk Milli Basketbol Takımımıza sevindik, sonra o da bizi üzdü. İspanya gibi basketbolda Avrupa devini yenen takımımız önce Slovenya’ya ardından Yunanistan’a akıl almaz beceriksizliklerle dolu bir oyundan sonra yenildi. Şimdi 5–10.’luk arasında derece arıyordu!.. Ancak o da olmadı klasman sıralamasında Fransa ve Rusya karşısında hezimete uğrayan takımımız sürekli alt sıralara inmeye başladı ve sekizincilikle yetindi. Kuşkusuz, ilk dört maçı kazanan takımı trende telefonla kutlayan başbakanımız açtığı telefona belki de alınan bu sonuçlardan sonra üzülmüş olmalıdır.

Şampiyonlar Liginde Avrupa devi Manchester United karşısında 77.dakikaya kadar direnen Beşiktaş’ın bir beraberlik alabilir mi diye umutlanmıştık, o da olmadı. Fenerbahçe Hollanda’nın vasat takımlarından Twente’ye kendi sahasında beş dakikada iki gol yiyerek yenildi. Ona da üzüldük. Bütün bunların arasından savunması iyi olmamasına rağmen Galatasaray’ın Panathinaikos karşısında deplasmanda aldığı galibiyete sevindik. Kısacası yüzümüzü güldüren tek takımımız yine de Galatasaray oldu. Spor yönünden dolu dolu geçen hafta içerisinde basınımız Ukrayna’da yapılan Avrupa Bayanlar Boks Şampiyonası ile ilgilenmedi. Oya bu şampiyona da Türkiye 1 altın, 3 gümüş ve 2 bronz madalya kazanmıştı. Turnuvanın son gününde Dünya Şampiyonumuz Gülsüm Tatar, Fransız rakibini 8–2 yenerek unvanını korumuştu. Sporla ilgilendiğini sananlara bir sorum olacak, içtenlikle yanıt verin; kaçınız Gülsüm Tatar’ı tanıyor?

Bütün bunları yaşadıktan sonra, haklı olarak küme düşürülen Ankaraspor olayından sonra kendi Süper Ligimiz baş başa kaldık.

Süper ligin 6. haftasının ilk maçında, geçtiğimiz hafta İstanbul Büyükşehir Belediye karşısında başarılı bir oyun çıkararak rakibine altı gol atan Trabzon bu kez de Avni Aker’de fırtına gibi esti. Bu sezon kendi evinde ilk galibiyetini alırken adeta taraftarlarına bayram hediyesi verdi. Trabzon, Antalyaspor’u Umut, Colman ve Jedinak’ın kendi kalesine attığı üç golle 3–1 yenerken güzel bir futbolu da ortaya koydu. Antalya’nın bu yenilgisinde geçtiğimiz hafta farklı kazanan Trabzon’dan ürkerek sahaya çıkmasının da büyük payı vardı. Kuşkusuz, bu galibiyet, son günlerde epey tenkit edilen Trabzon Başkanı Sadri Şener’i sevindirmiştir.

Beşiktaş’ta çöküş devam ediyor. Bu kez de İnönü Stadında Kayserispor’a 1–0 yenilirken taraftarlarının kötü tezahüratına boyun eğdi. Geçtiğimiz sezonun çifte kupalı şampiyonunu ve Mustafa Denizli’yi anlayabilmek mümkün değil. Ligin altıncı haftasında takımın iskeleti daha yerine oturmamış, oyuncular sürekli deneniyor, değişik yerlerde oynatılıyor. İbrahim Üzülmez gibi mücadeleci ve büyük rakamlarla transfer edilen İsmail varken, solda sağ ayaklı Ekrem’in oynatılmasını anlayabilmek çok zor… Sağ kanatta İbrahim Kaş ise maçın yıldızı ve golü atan Makakukula karşısında perişanları oynadı. Oysa bu kanatta Erkan ve Rıdvan gibi iki oyuncusu varken… Beşiktaş’ın ne orta ne de hücumda gözle görünür bir karmaşa yaşanıyor. Kanatları kullanmayı unutan, sürekli orta alandan hücuma kalkmak isteyen Beşiktaş kapalı Kayseri savunmasını da aşamadı. Nihat’ın ise şanssız bir şekilde direkten dönen ve biraz da Souleymanou’nun ileri çıkışından kaynaklanan şutu dışında kayda değer bir pozisyonu yoktu. Yalnızca ayakta kalabilen ve maçın gidişinden ötürü hırçınlaşan Ernst dışında görevini yapan bir oyuncuda ortada yoktu. Böyle olunca da altı puanlı Beşiktaş sıralamada on birinci…

İstanbul Büyükşehir ve Antalya’nın da gol averajı ile önünde!.. Bundan sonra da takımın toparlanması çok zor, bence Beşiktaş bu seneyi bir tarafa bırakıp önümüzdeki sezona hazırlanmalı. Büyük paralarla alınan başta Tabata gibi futbolculardan yararlanılamadığı da açık…

Kayserispor ise daha maçın başında sahadan puanla ayrılmanın sinyallerini veriyordu. Kayseri rahat bir maç çıkardı, zorlanmadı rakibe baskı yaptı, orta alanı daralttı ve kazandı. Maçın yıldızı ise Beşiktaş golcülerine adım attırmayan Ali Turan, başta olmak üzere Saido, Aydın, M.Eren idi. Ayrıca Cangele, Makukula ve Cangele’da rakibi çökerten oyunculardı.

Maçı yöneten Bünyamin Gezer’in hiçbir hatası yoktu. Beşiktaş taraftarları ise takımlarının kötü oyununun hıncını ondan çıkardılar. Koro halindeki hakeme yönelik küfürler çok çirkindi. Büyük olasılıkla da bunları gözlemci raporunda belirtecek ve siyah-beyazlılar üstüne üstlük bir de ceza alacaklardır.

Hafta içerisinde Twente’ye yenilerek taraftarlarını üzen, Avrupa ligine iyi başlayamayan Fenerbahçe bayramın ilk günü kendisine daima ters gelen İstanbul Büyükşehir Belediyesini Vederson’un serbest vuruş golüyle 1–0 yendi. Bu gol Belediye’nin tüm gücünü de kırmış oldu. Fenerbahçe’nin galip gelmesine rağmen iyi bir oyun ortaya koyduğu da söylenemez. Buna karşılık Belediye de kazanmak arzusu yoktu. Volkan’ı rahatsız edecek bir pozisyonun olmayışı da bunun açık göstergesiydi. Buna rağmen Fenerbahçe’nin ligdeki altıncı maçını da peş peşe kazanması başarıdır. Ne var ki seyirci Fenerbahçe’nin oyununu beğenmemiş olacak ki, takımını bir süre protesto etti. Şımarık ve bencil oyununu bu maçta da sürdüren Kazım’a Daum ancak 64 dakika dayanabildi. Kazım saha kenarında bir süre kendisine yönelik sözlere küfürle yanıt vermesi de çirkindi. Kısacası bu maç için bundan fazla söylenecek bir söz olmamalı. Ara sıra gol atan Guiza ile de Fenerbahçe’nin tökezlenmesi doğal olacaktır.

Haftanın en çok üzerinde durulacak maçı Galatasaray’ın 3–1 kazandığı Kasımpaşa arasındaki mücadeleydi. İlk yarısı Kasımpaşa’nın ikinci yarısı Galatasaray’ın baskısı altında geçen oyunda hakemin insana yuh(!) dedirten yanlışları, sahadaki kavgalar ve seyircilerin Adnan Polat’a yönelttikleri çirkinlikler vardı. Süper Ligde büyük maçların oynanması yönünden, küçük çaptaki Recep Tayip Erdoğan Stadı bilet fiyatlarının yüksekliğinden dolmamıştı. Bu maçta sözcüğün tam anlamıyla bir hakem faciası yaşandı. Maçın hemen başında Elano’nun vuruşunu Ali Güneş, bir kaleciye bile parmak ısırtacak şekilde elleriyle uzanıp kornere attı. Stadı dolduranların, sahadaki oyuncuların hepsinin gördüğü bu pozisyonu görmeyen bir tek kişi vardı; İlker Meral ve yardımcıları… Hakemi ikaz etmeyen dördüncü hakemin orada ne işi vardı? Anlayabilmek mümkün değildi. Kısacacı hakem Kasımpaşa’da penaltı vermekten ve Ali Güneş’i oyundan atmaktan tek kelime ile korktu diyebiliriz. İkinci yarıda yine Ali Güneş’in kırmızı kartlık bir durumuna yine es geçti. Ali Güneş baktı ki, hakem kendisini oyundan atmıyor, o zaman ben sakatlanır çıkarım dedi ve öyle yaptı!..

Maçın ilk yarısında etkili olan puansız Kasımpaşa en azından tek puan almak istiyordu, Moritz, Sancağın pasını değerlendirerek o ana kadar iki önemli kurtarış yapan Franco’yu mağlup etti. İkinci yarıda Keita ve Nonda’yı oyuna sokan Galatasaray maçın kaderini değiştirdi. Nonda’nın attığı üç golde onun başarısı kadar kaleci Tolga’nın da büyük hataları vardı. Kısacası altı maçta yenilmeyen Galatasaray ile altı maçta puan alamayan Kasımpaşa bunu sürdürdü.

Haftanın diğer maçlarında Fenerbahçe maçındaki olaylar nedeniyle seyircisiz oynanan maçta Diyarbakırspor Manisaspor ile golsüz berabere kaldı. Geçtiğimiz sezon zirveyi zorlayan ve ikincilikle yetinen Sivasspor’da da Beşiktaş gibi düşüş devam ediyor. Kendi sahasında Bursaspor’a 3–1 yenilmekten kurtulamadı. Böylece ligin altıncı haftasında yalnızca bir puanla ligin son sırasında kaldı. Ankara derbisinde Gençlerbirliği, son kongre skandalından ötürü gündemdeki Ankaragücü’nü 2-1 yendi. Küme düşürülen Ankaraspor takviyeli Ankaragücü’nün yönetimdeki karmaşası sahaya da yansımıştı. Bu oyunu ile Ankaragücü’nü önümüzdeki günlerde zor maçlar bekliyor. Kenan Evren yok ki, ikinci ligden emirle birinci lige çıkaran Ankaragücü’nü kurtarabilsin!.. Sezona büyük bir umutla başlayan Eskişehirspor ise zorlu Gaziantep engelini 3–2 yenerken yeni transferi Ümit Karan penaltı golüyle elli hafta süren suskunluğunu sona erdirdi.


erdemyucel2002@hotmail.com
 

Yayın Tarihi : 22 Eylül 2009 Salı 11:22:30


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?