7
Şubat
2026
Cumartesi
SPOR

Süper Ligin ve Gönüllerin Şampiyonu Bursaspor

2009–2010 Futbol sezonu beklenmedik şekilde Bursaspor’un şampiyonluğu ile sona erdi. Beklenmedik şekilde diyorum; Süper Ligin başlamasıyla birlikte hemen hiç kimse Bursaspor’un ipi göğüsleyeceğini ummuyordu. Her zaman olduğu gibi şampiyonluğu yine üç takımın paylaşacağı sanılıyordu. Oysa beklenen olmadı ve Bursaspor Süper Ligin yanı sıra gönüllerinde şampiyonu oldu…

Bursaspor’u, Fenerbahçe kulübünün bir kongre üyesi gönülden kutlarım. İtiraf etmekten kaçınmıyorum; bende Bursa’nın şampiyon olmasını istiyordum. Ertuğrul Sağlam yönetimindeki Bursaspor, 26 yıl öncesi Trabzon’un şampiyonluğundan sonra Türk futbolunda Anadolu devrimi yarattılar. Bursa yönetimi, futbolcusu ve seyircisiyle bütünleşerek şampiyonluğu kazandılar.

Süper Ligin son haftasının son derece zorlu geçeceğe biliniyordu. Bursa kendi sahasında üçüncülük iddiasındaki Beşiktaş’la, Fenerbahçe de kupayı adeta ikram ettiği Trabzon ile Şükrü Saraçoğlu’nda karşılaşacaktı… Maç öncesi yine dedikodular yapılmış, bazı aklıevveller(!) Fenerbahçe kupayı Trabzon’a verip ligi ondan alacaklar denmişti. Bu söylentileri çıkaranların unuttukları bir şey vardı; Karadeniz insanı, her ne kadar hakkında yüzlerce fıkra uydurulmuş olsa bile futbola gönül vermiş mert insanlardı. Böyle bir davranışta bulunmazlardı. Nitekim de öyle oldu Fenerbahçe Trabzon’u ne yapar ne eder yener diyenler yine yanıldılar… Fenerbahçe’nin karşısında çok iyi mücadele eden bir ekip ve kalecisi Onur vardı…

Futbol bir bakıma şans oyunudur. Nitekim de öyle Fenerbahçe-Trabzon maçında becerinin yanı sıra şansın da ne kadar büyük rolü olduğu görüldü. Futbolseverlerin sıkça kullandığı bir söz vardı; top takımı sevmedi…. Aynen öyle oldu; sezonun en iyi futbolunu ortaya koyan, maç boyunca hücum eden, daha doğrusu şampiyonluğa layık bir oyun ortaya koyan Fenerbahçe’yi top sevmedi… Buna birde kaleci Onur’un inanılmaz kurtarışları, şansı ve Guiza’nın beceriksizce harcadığı pozisyonlar eklenince şampiyonluk Bursa’ya hediye edildi. Kısacası 2006’da Denizli’ye yaptığı gibi şampiyonluğu son maçta kaba tabirle tepti…

Bursa son maça bıraktığı umudunu Beşiktaş’ı 2–1 yenerek gerçeğe dönüştürdü. Kısıtlı kadrosuna rağmen Bursa’nın bütünleşmiş inancı her şeyin üstesinden geldi. Kısacası son maç inancın üstünlüğüydü. Şampiyonluk yalnızca teknik direktörün, futbolcuların değil tüm Bursa’nın eseridir. Önümüzdeki sezon Şampiyonlar Ligine doğrudan doğruyu katılacak Bursa’ya Avrupa’da başarılar dilerken, bu şampiyonluğun rastlantı sonucu olmadığını göstereceklerine de inanıyorum.

Haftanın diğer maçları ise adeta formalite oyunlarından öteye gidemedi. Gençlerbirliği Galatasaray’ı 2–1; Antalya Kayseri’yi 4–0; Eskişehir küme düşen Diyarbakır’ı 2–0 yendiler. Süper ligdeki son maçında Denizli Gaziantep ile 1–1, Kasımpaşa Manisa 0–0 ve Sivas da Ankaragücü ile 3–3 berabere kaldılar.


erdemyucel2002@hotmail.com
 

Yayın Tarihi : 17 Mayıs 2010 Pazartesi 11:40:50


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
Teoman Törün IP: 85.103.125.xxx Tarih : 17.05.2010 16:39:35

Doğuştan bir Beşiktaşlı olarak, hayatımda hiç bir maç sonucuna son Bursaspor-Beşiktaş maçı kadar sevinmemiştim.


Gökhan IP: 88.244.211.xxx Tarih : 18.05.2010 23:26:16

Başka bir yıl Sivas,daha başka bir yıl Karşıyaka ya da başka bir Anadolu kulübü şampiyon olmalı.Artık sadece adı büyük kaldığını üzülerek gördüğümüz şirketleşmiş kulüplerde ruhun da kalmadığı ortaya çıkmıştır.Bursaspor a Avrupa da başarılar ve helal olsun.Artık sadece parayı basarak takım oluşturulamayacağını anlamaları lazım. Yılmaz Vural,Rıdvan Dilmen gibi o kadar değerli hocalar varken neden illa dışarıdan hoca getirtilir anlamıyorum.Türk futbolu 20 yıl önceki seviyesinde değil. Kendine güvenme inanma zamanıdır.