Süper Ligin bitmesine altı hafta kaldı. Zirve yarışında ve düşme hattında yavaş yavaş kopmalar başladı. Durum şöyle böyle de olsa şekilleniyor. Zirve’de geçtiğimiz hafta iki hayati puan kaybeden Fenerbahçe’nin önünde Trabzon şampiyonluğa inanmış bir takım görüntüsünde… Alt sıralarda üç aşağı beş yukarı düşecek takımlar şekilleniyor. Konya’nın ligde kalabilmesi artık mucizelere bağlı... Trabzon ile Fenerbahçe’nin ilk iki sırayı kimseye kaptıracağa benzemiyor. Zaten aşağıdan onları zorlayacak takım da yok… Bursa, Gaziantep üç ve dördüncü sıralara yerleşerek önümüzdeki yıl Avrupa kupalarına katılmak için uğraş veriyorlar.
Haftanın açılış maçında kendi stadında Antalya’ya karşı iki kez öne geçmesine rağmen Bursa 3–2 yenilmekten kurtulamadı. Geçen yılın şampiyonu Bursa bu yıl yitirdiği hayati puanlardan birisini daha rakibine verdi. Bir takımın iki kez galip duruma yükseldikten sonra oyundan düşerek maçı vermesi gerçekten üzücü… Bununla beraber rakibi baskı altına alan Bursa, kalesinde devleşen Ömer’i geçemedi, Necati ve Uğur İnceman’ ı durduramadı. Buna karşılık Mehmet Özdilek yönetiminde ligin ikinci yarısında büyük bir çıkış yaşayan Antalya’nın kazanmak azmini gördükten sonra hakkı teslim edilmelidir.
Fenerbahçe’nin şampiyonluk yolunda en zorlu maçlarının başında Eskişehir deplasmanı geliyordu. Bazılarına göre Fenerbahçe Eskişehir virajını döner, Trabzon’da Galatasaray’a takılırsa şampiyon olur deniliyordu. Fenerbahçe daha maçın başında Eskişehir’den gol yemesine rağmen 3-1’lik galibiyete çok kolay ulaştı. Diğer yanda Trabzon, bu sezon çok kötü günler geçiren Galatasaray dönemecini aşmayı başardı.
İstanbul’da Galatasaray’dan alacağı üç puan belki de Trabzon’u şampiyon yapmağa yetecek... Kuruluşundan bu yana böyle zor günler geçirmeyen, neredeyse düşme hattına yaklaşan Galatasaray’ın bu maçı itibarı için oynayacağı da açıktı. Bazılarının aklında ahlak dışı sorular yatıyordu; Galatasaray Trabzon’a yatar mı deniyordu. Oysa Arena Stadının sessiz gecesinde Galatasaray elinden geleni yaptı ama gücü bu kadardı. Ayrıca karşısında şampiyonluğa inanmış bir takım vardı. Galatasaray Kazım’ın akıl dışı bir davranışla direk kırmızı kart görmesinden sona 81. dakikaya kadar dayandı. Bu dakikada Java’nın mükemmel ara pasını maç boyunca koşmadık bir karış alan bırakmayan Burak’ın golüyle rakibini 1–0 yendi. Maç sonrasında öğrendik ki; Burak hafta içerisinde beyin kanaması geçirmiş, kulübede bir beyin cerrahı varmış… Burak kaskla bile oynamadı, golü attıktan sonra kameralara koşup “Anneee” diye bağırarak sevincini annesiyle paylaşması görülmeye değer güzellikteydi. Trabzon da yalnız Burak mı? Savunmanın bel kemiği, her topa ayağını kafasını uzatan Giray, Onur’dan devraldığı kalesinde devleşen Tolga, bitip tükenmez enerjisiyle Serkan maçın yıldızları, belki de şampiyonluğun ortaklarıydılar.
Maçın ilk yarısında Galatasaray, ikinci yarısında da Trabzon daha etkiliydi. Atletico Madrid ile anlaştı anlaşmadı denilen, ilk onbirde yer alan Ada ilk yarıda elinden geleni yaptı, gol pozisyonlarına girdiyse de Tolga’yı geçemedi. Sonra o da arkadaşlarına uydu ve sessiz kaldı.. Maçın ilk dakikasında gol vuruşu yapmaya çalışırken sakatlanan ve sezonu kapattığı söylenen Yekta, Galatasaray’ın daha maçın başındaki şansızlıktı…
Fenerbahçe sezonun en iyi oyunlarından birini Eskişehir’de oynadı. Bu maçta bir kez daha görüldü ki, Aykut Kocaman Fenerbahçe’ye takım olma ruhunu aşılamış, yenik duruma düşseler bile umursamıyor, paniklemiyorlar. Kısacası takım olarak galibiyete inanmışlar… Futbol yaşamının en iyi sezonunu geçiren Volkan kalesinde güven verirken, Alex takımını sırtlayan, koşan; Semih ise poposuyla bile gol atan bir oyuncu… Gerçek yeri sol orta alan olan Caner de bu maçın yıldızlarındandı. Fenerbahçe’ye beraberliği sağladığı golde Eskişehir’in birbirine bakan (!) iki savunmacısı arasından beraberlik golünü çok rahat buldu. Ardından da Niang’a galibiyet golünü attırdı. Eskişehir’in Batuhan’ın kafasıyla attığı gol ise güzel bir yardımlaşmanın ürünüydü. Haftalardır sakat olmasına rağmen Emre yine özveriyle oynadı ve orta alana dinamizm getirdi. Kısacası korkulan olmadı ve Fenerbahçe üç golle üç puanı Eskişehir’den bileğinin hakkıyla aldı. Fenerbahçe’nin önünde Gençlerbirliği maçı dışında zorlanacağı bir takım görülmüyorsa da Trabzon ne yapıp ne ediyor puan kaybetmiyor… Kuşkusuz, Fenerbahçe için ikincilikte başarıdır...
Kupa da Beşiktaş karşısında hezimete uğraya Gaziantep Ankaragücü’nü 3–2 yenerek, Bursa’nın üç puan gerisinde dördüncü sıraya yerleşti… Bursa bu oyununu ve cömertliğini sürdürürse üçüncülüğü bile kaybedeceği açıktır. Gaziantep, Kayseri’nin yenilmesiyle de burada tutunması bir yana gözü artık üçüncülükte… Devre arasında Frankfurt’tan transfer edilen Cenk Tosun bu maçta da golcülüğünü göstererek attığı iki golle attığı gol sayısını sekize çıkardı.
Haftanın kapanış maçında Beşiktaş rakip sahada Kasımpaşa’yı 1–0 yenerek Eskişehir ile aynı 42’şer puana erişti. Buna karşılık Kasımpaşa’nın umutlarını da söndürmüş oldu. Her iki takım futbol olarak ortaya bir şey koyamadılar. İlk yarıda Beşiktaş kinci yarıda Kasımpaşa biraz daha etkiliydi. Ancak ilk oyundan çıkana kadar Quaresma’yı tutabilmek çok güçtü. Ayağına aldığı her topta tehlike yarattı. Oyuna damgasını vuranlar ise her iki takımın kalecileri oldu. İlk yarıda Galatasaray alt yapısından yetişen Kasımpaşa kalecisi Fırat, ikinci yarıda da inanılmaz kurtarışlar yapan Cenk takımını kurtardılar. Fırat’ın yediği golde yapacağı bir şey yoktu. Almeida’nın ilk vuruşunu çelmiş, ikinci vuruşunda ise yapacağı bir şey yoktu.
Ligin dibinde de en az zirve kadar heyecan yaşanıyor… Düşme hattındaki takımlar beklenmedik galibiyetler alarak alt sıralardan kurtulmaya çalışıyorlar Bunun tipik örneğini Buca göstererek güçlü rakibi K.Karabük’ü zorda olsa 2–1 yenerek üç puanı almayı başardı. Buca 80 dakika 10 kişi oynamasına ve 12. dakikada penaltıdan gol yemesine karşı Jebren ve Ali Kuçik’in golleriyle öne geçerek sıraya yükseldi..
Düşme hattından kurtulabilmek için büyük bir özveriyle futbol oynayan Sivas bu kez de Olimpiyat Stadında İstanbul B.Şehir Belediye’yi 2–1 yenerek biraz daha rahatladı; Gençlerbirliği ise Kayseri’yi adeta gole boğdu; 4-1...
Kendi seyircisi önünde Manisa ile golsüz berabere kalan Konya’ya artık Bank Asya’ya düşen bir takım gözüyle bakılıyor. Gerçekte Pawelek, Basem Abbas, Ertuğrul ve Gökhan gibi iyi, Mehmet Sedef gibi deneyimli oyunculardan kurulu Konya her maça stresli çıkıyor ve yüzden de başarılı olamıyor.
Önümüzdeki hafta zirve yarışındaki Trabzon ile Fenerbahçe’yi kendi statlarında iki zorlu maç bekliyor. Fenerbahçe Gençlerbirliği, Trabzon da Bursaspor ile oynayacaklar. Düşme hattında ise yine kritik maçlar var; Ankaragücü-Buca, Sivas-Kasımpaşa, Galatasaray da Manisa ile oynayacaklar…Galatasaray’dan düşme hattında mücadele ediyor demek futbolumuz açısından gerçekten çok üzücü… Ne denir, sebep olanlara ne dense azdır…
erdemyucel2002@hotmail.com