Hafta arasında oynanan kupa maçlarından sonra Turkcell Süper Liginin 11.haftasında ligin çekici maçlarını izledik. Nasıl olsa puan kaybeder, Anadolu takımlarından birine takılır denilen Trabzonspor, böyle düşünenleri yanıltarak dağarcığına puanları amayı sürdürüyor. Onun yanı sıra Galatasaray galibiyetinden sonra çıkışı yakalayan Fenerbahçe haftalardır maç kaybetmeyen Ankaraspor engelinin çok rahat aşmayı başardı. Haftanın en üzüntü verici olayı ise Galatasaraylı Arda Turan’ın maç yorgunluğuna dayanamayarak hastaneye kaydırılmasıydı.
Haftanın ilk maç Trabzonspor ile Gençlerbirliği arasında Ankara’da oynandı. Ligin alt sıralarında bulunan Gençlerbirliğ’nin ne yapıp ne edip bu maçtan puan alacağını sananlar yanıldılar. Öte yanda Trabzon da yıllardır hasretini çektiği şampiyonluğu yakalayabilmek için bu maçı mutlak kazanmak zorundaydı. Ankara’da bu hava içerisindeki maça her iki taraf da temkinli başladı. Trabzon oyun boyunca rakibi karşısında tam bir üstünlük kuramayışına rağmen 77.dakikasında bulduğu ilginç bir golle 1-0 kazanmayı başararak zirvedeki yerini korudu.Ceyhun’un kafayla Gökhan’a onunu da aynı şekilde Bulut’a aktardığı top yine kafa ile kaleci Recep’in üzerinden ağlara gitti...
Takımın yeni Teknik Direktörü Samet Aybaba’nın yönettiği Gençlerbirliği gerçekten şanssızdı; en azından berabere kalabileceği veya kazanacağı bir maçı kaybetti. Trabzon’un ise iyi bir oyun ortaya koyduğu da pek söylenemez; ancak şanslıydı. Gençlerbirliği rakibine göre çok daha organize bir futbol oynadı. Ancak her iki takımında birer şutu direklere takıldı.Bunun yanı sıra Gençlerbirliğinde maçın yıldızlarından biri olan Engin mutlak gol fırsatlarını değerlendiremedi. Ayrıca takımın en iyilerinden biri olarak görünen eski Diyarbakırlı Burhan da müsait pozisyonlarda golü bulamadı. Maçın büyük bölümlerinde geriye yaslanan Gençlerbirliği biraz daha hücuma yönelmiş olsa belki de bu maçtan puanla çıkması işten bile olmazdı. Ama olmadı; gerçekten futbolda şansın büyük payı var.
Bu maçın en büyük özelliği ile Türk futbolunda yeni bir yıldızın ortaya çıkmakta oluşuydu. Maç öncesinde Selçuk’un sakatlanmasıyla ilk on birde forma şansı bulan Ceyhun, Hüseyin ile birlikte takımının işlemesinde büyük payı olması kadar, attığı sert şutlarla dikkati çekti. Trabzon’da kendisinden büyük umutlar beklenen Yattara’da bir düşüş olduğu ve durumu idare ettiği açıkça görülüyordu. Onun yerine sonradan giren Isaac ise mutlak ilk on birde olması gereken bir isimdir. Kaleci Sylva’nın Tolga’ya tercih edilerek alınmasında ne kadar isabetli olduğunu bu maç bir kere daha gösterdi.
Trabzonspor yirmi altı puanla liderliğini sürdürürken; sanki Tanrı” Takıma Yürü Ya Kulum” diyor ...
Arsenal beraberliği ve Galatasaray galibiyetinden sonra çıkış yakalayan Fenerbahçe, kendi stadında Ankaraspor’u çok rahat yendi. Ancak şunu da belirtmekte yarar var; Ankaraspor rakibi karşısında hiçbir zaman ezilmedi, açık bir futbol ortaya koyarak rakibini zorladı.
Bu maçın en büyük özelliği de Fenerbahçe, “Ne olacak bu takımın hâli” diyenleri yanıltmış olmasıydı. Ankaraspor galibiyeti uzun süredir, gitsin mi, kalsın mı tartışması yapılan Aragones de yerini böylece sağlamlaştırmış oldu. Bununla beraber Aragones’in başta Beşiktaş, Galatasaray, Trabzonspor olmak üzere diğer takımların kadro zenginliğine sahip değildir. Bu nedenle elindekilerle takımı kurmayı çalışıyor ve gerektiğinde de oyuncu değişikliğine gidiyor. Bununla beraber zorunlu durumlar dışında kalede bu yıl iyi bir form tutan Volkan Babacan’a da yer vermesinin yerinde olacağını düşünüyorum.
Bu hafta iki ayrı Fenerbahçe seyredildi. İlk yarıda Ankaraspor’un kombine ataklarına karşı koymaya çalışan, savunmasında zorluklar yaşayan, hücuma yeterince çıkamayan bir Fenerbahçe...
Kısacası Ankarasporun yarı sahasına hapsettiği Fenerbahçe...
Bu arada maçın daha 7.dakikasında Edu’nun Murat’ın ayağına basarak golü önlemesi kurallara göre penaltıydı. Ancak Hakem Yunus Yıldırım bu bâriz penaltıyı vermekten nedense kaçındı. Ankaraspor bu penaltıyı atabilseydi ne olurdu? Bilinmez... Bunun yanı sıra Fenerbahçe’nin ilk golde golü getiren faulde R.Carlos’un kendini yere bıraktığı da göz ardı edilmemelidir.
İkinci yarıda ise farklı bir Fenerbahçe vardı. Bu kez oyuna tamamen hakim olan ve atak üzerine atak yapan bir takım... R.Carlos’un yıldızlaştığı, Türkiye’ye geldiğinden bu yana en iyi oynadığı bu maçta, ligde ikinci golünü atmasının yanı sıra direklere vuran serbest vuruşunda Lugano’nun dokunuşu uzun yıllar hatırlanacak güzellikteydi. İlk golde Deivid’in soldan atışında Carlos’un sol ayak vuruşu sanki önceden çalışılmış bir pozisyondu. İkinci gole dokunan Lugano’dan önce gol gerçekte yine Carlos’un eseriydi. Şimdi Carlos yaşlandı artık diyenler acaba dünkü maçtan sonra ne düşünüyorlar ? Gerçekten merak ediyorum.
Ankaraspor iki golü yemesine rağmen hiçbir şekilde oyundan düşmedi, fırsat buldukça da baskısını arttırdı. Adeta tek top oynayarak, çabuk ve hırslı bir oyun oynadı. Topu kaptırdığında ise hiçbir zaman rakibi bırakmadı, peşine düşü. Lig sıralamasındaki üçüncülüğünün hiç de rastlantı olmadığını gösterdi. Geçtiğimiz yıl bu takımın düşmekten kıl payı kurtulduğu da hatırdan çıkarılmamalıdır.
Fenerbahçe’de sakat olduğu anlaşılan ve ve 14. dakikada yerini Emre’ye bırakan Semih’e ilk on birde neden yer verildiğini de anlamak kolay değildir. Diğer taraftan Emre ise Fenerbahçe’ye gelişinden bu yana en iyi futbolunu oynadığını da söylemeden edemeyeceğim.
Kısacası, bu maçta Fenerbahçe kadar Ankaraspor da seyirciye bir futbol ziyafeti çekti... Ayrıca Fenerbahçe’de Alex olmadan oynayabileceğini gösterdi...
Bu haftanın üzerinde en çok konuşulan maçlarından birisi de Bursa’daki Bursaspor-Beşiktaş maçıydı. Olay çıkmaması için Beşiktaş seyircisine yer verilmeyen Bursa Atatürk Stadında umulanın aksine hiçbir kötü söz söylenmedi. Bursa seyircisi kendisinden korkulanın aksine adeta bir centilmenlik dersi verdi. En büyük dileğimiz bundan sonraki maçlarda Bursalıların bu tutumlarını sürdürmesidir.
Mustafa Denizli, Bursa’ya tek puan için değil maçı kazanmak için gelmişti. Mustafa Denizli’nin futbol düşüncesini yeterince okuyamayalar, golsüz biten maçtan sonra Beşiktaş istediği tek puanı aldı diye düşünebilirler. Oysa Beşiktaş kazanmak için oynadı, futbolcular ellerine geçirdikleri fırsatları değerlendiremeyince de maç golsüz sonuçlandı. Beşiktaş’ın kaçırdığı fırsatlar arasında bir tanesi vardı ki, siyah-beyazlılara saç baş yoldurdu; Nobre, gol olmayışı mucize denilerecek bir pozisyonda kaleciye geçtikten sonra topu kale içerisindeki Melo’ya uzattı!.. İkinci yarıda sonradan oyuna giren Serdar Özkan, Bobo’nun verdiği pası değerlendiremeyerek topu dışarı attı...Kısacası golü atamadı.
Mustafa Denizli, rakibin en tehlikeli oyuncusu Yusuf’u İbrahim Toraman ile kilitlemeyi düşünmüştü ve bunda da başarılı oldu. Beşiktaş’ın yabancıları Delgado, Bobo, Tello ve Holosko birkaç hafta önce başlayan kötü oyunlarını bu haftada sürdürdüler. İçlerinden yalnızca Nobre inanılmaz golü kaçırmasına rağmen çok çalıştı, didindi ancak bir türlü golü bulamadı...
Bursaspor çok koştu, mücadele etti, kilit adamları Yusuf kilitlenince de gole ulaşamadı. Savunmada Ömer Erdoğan ise takımın yıldızı olduğu kadar savunmanını gol yemeyişinde büyük etkeniydi.Onun yanı sıra Mustafa Sarp ve eski Trabzonlu Mustafa Keçeli maçın en iyileriydi. Gökhan Güleç eski takımına karşı gol atabilmek için çok uğraştı. Ancak karşısında Zapotocny gibi güçlü bir savunma oyuncusu vardı.
Kendi sahasında maç kaybetmeme alışkanlığını sürdüren Galatasaray, İstanbul Büyükşehir Belediyesini 2-0’lık sonuçla, beklenildiği gibi çok kolay aştı. Galatasaray bu galibiyet ile geçen hafta yenildiği Fenerbahçe’nin bir puan önüne geçerek gözünü daha yukarılara çevirdi...
Belediyespor ise maçı berabere bitirmeyi amaçlamıştı, nitekim oyun düzeni, Abdullah Avcı’nın sahaya sürdüğü takım da bunu gösteriyordu. Ancak ilk yarının sonlarına doğru Kewell’in golü ile bu oyun bozuldu. İkinci yarıda Lincoln’nun ustalıklı topuk vuruşu galibiyeti perçinledi. Galatasaray’ın zaman zaman baskı altına aldığı rakip kalede biraz da şans faktörüyle başka gol bulamadı. Kısacası Galatasaray haklı bir galibiyet alarak geçtiğimiz haftada aldığı 4-1’lik yenilgiyi nispeten de olsa unutturmayı başardı. Bu maçın en ilginç yönü ise yıllarca sarı-kırmızılı formayı sırtından taşımış olan Okan Buruk’un bu kez kaptan olarak Belediyespor da sahaya çıkmasıydı. Maçın en üzüntülü yönü ise Arda Turan gibi son yıllarda ender yetişen bir futbolcunun aşırı yorgunluğa dayanamayarak kalp ritminin yükselmesiyle hastaneye kaldırılması oldu. İstatistiklere göre 119 günde 24 zorlu maça çıkan Arda’nın vücudu bu yükü kaldıramadı. Oynadığı her maçta sahada basmadık yer bırakmayan, devamlı koşan ve mücadele eden Arda’nın bu gücü nereden aldığını hep düşünmüşümdür. Sonunda bu kadar baskıya dayanamadı, yükü kaldıramadı ve maçı 78. dakikada terk etti.
Arda’ya acil şifalar dilerken, bir an önce sahalara dönmesini pek çok spor sever gibi arzu ederim.
Süper Ligin üst sıralarında mücadele sürerken, Kocaeli’de ise tam bir can pazarı yaşandı. Ligin dibinde yer alan, galibiyeti olmayan Kocaelispor Denizli’yi 90+2’de 3-2 yenmeyi başarırken ölüp ölüp dirildi. Gerçekte Kocaeli iyi oyunculardan kurulu , ancak şanssız bir ekiptir. Bu sütunumuzdaki yazılarımızda bunu bir çok defa belirtmiştim. Geçtiğimiz hafta Kayseri’yi yenen Denizlispor önünde 2-0 yenik duruma düşmesine, tribünlerin tepkisine rağmen Kocaeli peş peşe attığı gollerle üç puana ulaşmayı başardı.
Haftanın diğer maçlarında Hacettepe ile Gaziantepspor golsüz berabere kalırken futbol adına hiçbir şey veremeyişleri bir yana bu iki takım Süpür Ligde nasıl oynar düşüncesini de kendilerini izleyenlere verdi !...
Kuşkusuz, bu yılında flaş takımlarında Sivasspor kendi evinde Konyaspor’u 1-0 yenerken peş peşe beşinci maçını da kazanmış oldu. Şifo Mehmet’in takımı Antalyaspor ile ligin güçlü ekibi Kayserispor birbirlerine gol atamayarak 0-0’lık sonuca boyun eğdiler. Ankaragücü ise 49 gün sonra Eskişehir’i 3-1 yenerek düşme hattından yukarıya doğru tırmanışa geçti.
Çarşamba günü Avusturya ile yapılacak özel milli maçtan sonra Ankaraspor- Galatasaray; Ankaragücü- Fenerbahçe; Trabzon- Sivas ve Beşiktaş-Eskişehir maçları lig sıralamasında etkili olacaktır.
erdemyucel2002@hotmail.com