7
Şubat
2026
Cumartesi
SPOR

Turkcell Süper Liginde Kırılma Noktası!..


Turkcell Süper Liginin 30. Haftasında sözcüğün tam anlamıyla bir kırılma noktası yaşandı. Fenerbahçe V.Manisaspor’a 5-3 yenilirken Galatasaray Ç.Rizesporu 4-2 yendi ve haftalardır büyük bir özveri ile kovaladığı liderliği elde etmeyi başardı. Önümüzdeki hafta oynanacak olan Fenerbahçe-Galatasaray maçı ligin düğümünü çözeceğe benziyor. Bununla beraber kalan maçlara baktığımızda Galatasaray’ın daha şanslı olduğunu söylemek yerinde olacaktır.

Fenerbahçe üç puan umuduyla çıktığı ve son haftalarda sürekli puan kaybeden, üç oyuncusundan yoksun V.Manisa önünde 5-3 yenilirken maçın bitiminde sorumsuz bir sorumsuz bir görevlinin stat hoparlöründen “...Fenerbahçe olamazsın şampiyon” sözü bir anda ortalığı savaş alanına çevirdi. Fenerbahçelilerin bulunduğu tribünden koltuklar sökülüp sahaya atıldı, güvenlik güçleri olaya müdahale etti, coplananlar, dövülenler ve her iki taraftan da yaralananlar oldu. Ambulanslar sürekli Manisa Devlet Hastanesine yaralı taşıdılar. Bu olay bir kez daha gösterdi ki, Manisa polisi bu tür olaylar karşısında hiç deneyimli değil ve olayların böylesine büyümesinde de büyük payı olduğu açıkça görülüyor.

Futbolumuzun adına utanç verici olaylar bir kez daha yaşandı.

Bütün bu olayların sorumlusu ne Manisa ve ne de Fenerbahçe seyircisi idi. Futbolcuların ise hiçbir suçu yoktu. Maç son derece çekişmeli ve centilmenlik içerisinde geçmişti. Her spor müsabakasında olduğu gibi mutlak bir galip, mağlup veya beraberlik olacaktı.

Manisa güzel, ani ataklı futbolu ile Fenerbahçe’den çok daha üstün idi. Hakkı olan bir galibiyeti alarak ligin seyrini bir anda değiştirdi. Maç bitiminde Fenerbahçe seyircisi üzgün ve başı önlerinde stattan çıkmayı bekliyordu. Bir anda provokatör görevli her şeyi karıştırdı. Terörist her zaman eli silahlı dağda olmuyor, bazen de böyle hoparlörü eline geçiren stattaki anons yapmakla görevli de oluyor. Fenerbahçe Kulübü ve bu çirkin olaydan zarar görenler mutlak bu kişiden davacı olmalı ve zarar ziyan talebinde bulunmalıdır. Bunun içinde ayrı ayrı dava açmalıdır. Yapılan zararlar da o kişiye tazmin ettirilmelidir. Oysa her şey çok güzel başlamıştı. Manisalılar kadın erkek ve çocukları ile şampiyon adayı Fenerbahçe’yi izlemek için tribünleri doldurmuştu. Spil dağının ardından çıkan dolunay ise geceye ayrı bir renk katıyordu. İki yılımı geçirdiğim Manisa’da, Fenerbahçe’nin kadınlı erkekli taraftarları da flamaları, formaları ile kendilerine ayrılan yerde idi. Fakat bir provokatör her şeyi berbat etti.

Fenerbahçe son yılların en kötü oyunu ile stada gelenleri, televizyonları başında maçı izleyenleri büyük hayal kırıklığına uğrattı. Alex’in çok güzel getirdiği topu Anelka nefis bir vuruşla golü atınca, bunun arkasının geleceğini bekleyenler yanıldılar. Manisa sahanın her yanına yayıldı ve Fenerbahçe’nin oyun kurmasını engelledi. Ardından boş alanlara hâkim oldu ve Fenerbahçe kalesine 5 gol birden atmayı başardılar. Fenerbahçe takım olarak yanlışlarla doluydu. Haftalardı oynamayan Önder’in Serkan varken sağda yer alması takımın bu yönünü çökertti. Ortada Servet’in ağır oluşu, peş peşe pozisyon hataları yapması, Rüştü gibi bir kalecinin yediği çok kötü goller bir yenilgiyi perçinledi. Rüştü, Zafer’in direkte patlayan ve geri gelen topunda Holosko’nun vuruşunu şaşkın bakışlarla tribündekiler gibi seyretti. Rüştü’nün penaltı dışındaki dört golde de büyük hatası vardı. C.Daum, yediği iki hatalı golden sonra morali bozulan Rüştü’nün yerine ikinci yarıda Volkan’a şans vermemekle de en büyük hatalarından birisini yaptı ve yenilgiyi hazırladı. Ayrıca bu maç bir kez daha gösterdi ki, koşan, canla başla mücadele eden, yüreğini ortaya koyan maçı alıyor. Fenerbahçe orta sahasındaki boşluğu Appiah tek başına dolduramadı. Aurelio ise eski günlerinden çok uzaktı. Bu arada Fenerbahçe’nin gol yemeyelim nasıl olsa ne yapar, ne eder atarız düşüncesi de bu maçta sabun köpüğü gibi uçup gitti.

Sahada iki teknik direktör vardı; C.Daum ve Ersun Yenal...Ersun Yenal sürekli oraya buraya koşup takımını motife etmeye çalışırken,C.Daum seyirci gibi oturduğu yerden maçı izledi. C.Daum aynı takımla ısrar edeceğine A2 Milli Takımında savurmanın bel kemiği olan Can varken Servet de ısrar edişi de anlaşılır gibi değildi.

Fenerbahçe’nin önümüzde hafta Galatasaray maçına aynı takımda ısrar ederek çıkar ve Rüştü’yü Volkan’a, Servet’i Can’a tercih eder, ikinci yarıda Semih ile gole gidebileceğini umarsa yeni bir hüsranla karşılaşması işten bile değildir. Sırası gelmişken sorumlulara sormak gerekir; ilk yarıyı dört puan önde bitiren, 14. haftada Galatasaray’ı 1-0 yendikten sonra rakibi ile arayı altı puan açan Fenerbahçe neden bu hale geldi?..

Fenerbahçe’nin bir gün önce manisa karşısında puan kaybetmesinden sonra Galatasaray Ç.Rizespor maçına büyük bir tedirginlik içerisinde çıktığı açıkça görülüyordu. Galatasaray’ın bu maçta puan kaybına tahammülü yoktu. Bir an önce sonuca gidebilme çabası içerisindeki Galatasaray’ın telaşı oyuna da yansıdı ve yerini bulmayan vuruşlar birbirini izledi. Ne var ki, bitti denilen Hakan Şükür birden sahaya çıktı ve attığı iki güzel golü İliç ve kendi kalesine de Santos’un vuruşları eklenince sahadan 4-2 galip ayrılmayı, zirveye oturmayı da başardı. Bu maçın üzerinde durulacak bir noktası da tecrübeli, deneyimli denilen Hasan Şaş’ın hakemin üzerine yürümesi idi. Hakan Şükür Hasan Şaş’ı yaka paça engellemese belki de kar görüpü Fenerbahçe maçında takımını eksik bırakacaktı. Bu da gösteriyor ki, futbolda hala Avrupa’lı olamıyoruz.

Beşiktaş, Malatyaspor maçında olduğu gibi beraberliği Gaziantep maçında da uzatmalarda kurtarabildi. Beşiktaş ilk golü Gökhan Güleç’in ayağından kazanmasına rağmen peş peşe yediği iki gol ile yenik duruma düştü. Korner atışında Barış’ın şaşkınlıkla topu eli ile dokunması ile kazanılan penaltı ile maç 2-2 beraberlikle sonuçlandı. Bu maçta futbol adına söylenecek, yazılacak da hiçbir şey yoktu.

Trabzonspor-Diyarbakırspor maçı ise haftanın üzerinde durulacak en ilginç maçlarından biri olmaya adaydı. Trabzon, Kayseri’nin puan kaybetmesinden sonra ümitlenmiş ve üçüncülük iddiasın sürdürebilmek, Diyarbakır da alt sıralardan kurtulabilmek için üç puana ihtiyaçları vardı. Ancak beklenenin aksine iki takımda futbol adına ortaya bir şey koymaktan uzaktılar. Ne var ki, buna dayanamayan elektriklerin ikinci yarının 23. dakikasında kesilmesi üzerine Trabzon Yattara’nın ayağından kazandığı bir gol ile l-0 galip iken maç tatil edildi. Pazar günü de maçın geri kalan kısmı oynandı. Diyarbakır’ın hiçbir pozisyon bulamadığı maçı Trabzon 3-0 kazandı.

Haftanın diğer maçları tam bir ölüm kalım mücadelesi şeklinde geçti. Ligde kalma savaşı veren Malatyaspor Kayserispor’u haksız verilen kornerden kazandığı gol ile 2-1; Ligde kalma uğraşı veren diğer bir takım, Samsunspor da Denizli’yi kendi sahasında 2-1 yenerek rakibini dibe çekti. Haftanın diğer maçlarında Kayseri Erciyesspor Gençlerbirliği’ni 2-0 ; Ankaragücü Konyaspor’u 3-0 yenerek rahat bir nefes aldı. Sıvasspor Ankaraspor maçı ise 2-2 beraberlikle sonuçlandı.

Ligin 30. haftası olaylı ve sürprizli şekilde kapandı.

 

erdemyucel2002@hotmail.com


Yayın Tarihi : 17 Nisan 2006 Pazartesi 11:47:10


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?