Turkcell Süper Liginin 7. Haftasında V.Manisaspor liderliğini sürdürürken Fenerbahçe ikinci sırayı korudu. Galatasaray ise sözcüğün tam anlamıyla Trabzonspor karşısında vurgun yedi.
Haftanın ilk maçında Fenerbahçe yağmur altında, Konya deplasmanından üç puanla çıkarken çok zorlandı. Maçın bitiminde oynanan oyun ve kaçan fırsatlar göz önüne getirildiğinde her iki tarafın da kazanabileceği veya puanları paylaşabileceğini düşündüm. Son haftalardaki kötü futbolunu Fenerbahçe bu maçta da sergiledi, zaman zaman taraftarlarına korkulu anlar yaşattı. Fenerbahçe başlangıçta oyuna hırslı ve süratli başlamıştı, ancak ilerleyen dakikalarda duruldu ve ikinci yarıda ise inisiyatifi tamamen Konya’ya bıraktı. Fenerbahçe’nin yıldız oyuncularından çekinen Konyaspor ilk yarıda kapalı bir savunma ile rakibi durdurmaya çalıştı. İkinci yarıda ise Fenerbahçe’nin korkulacak bir takım olmadığını görünce de rakip kalede sürekli gol arayışına girdi. Ancak bu maçta şans Fenerbahçe’den yana idi. Kalede Rüştü’nün devleşmesi, özellikle son dakikalarda ayakla önlediği gol, Önder’in göbekte rakibe göz açtırmaması, Kerim’in kaçan toplarda anında kademeye girmesi Fenerbahçe’ye üç puanı kazandırdı. Buna Kezman’ın kendine özgü vuruşu ile attığı gol de eklenince sonu, Konya için kaçınılmaz oldu.
Fenerbahçe’deki futbolcuların kalitesi, futbol becerileri tartışılamayacak düzeydedir. Ancak maçları zar zor kazanıyor. Başta Zico olmak üzere yönetim bu konuyu enine boyuna düşünmeli, çözüm arayışına girmelidir. Daha doğrusu bu sorunu çözmelidir. Fenerbahçe’nin iyi oynayamamasının nedeni Zico’dan önce yönetimden kaynaklanmaktadır. Ligler başladıktan sonra takıma katılan Edu, Deivid, Kezman ve Lugano’nun takıma henüz intibak edemediği açıkça görülüyor. Oysa transfer ligler başlamadın önce yapılmalı, yenilerle eskiler arasında uyum önceden sağlanmalıydı. Bu konuda vakit geçmişse yeni dört yabancıya da gerek yoktu. Bunlardan yalnızca biri, özellikle gol sıkıntısı çeken forvette yalnızca Kezman’ ı almak yeterli olacaktı. Takıma henüz uyum sağlayamadığı açıkça görülen Deivid’in kaleci ile karşı karşıya kaldığında kaçırdığı gollere söyleyecek söz bulamıyorum. Liglerin başlarında Önder ile Can Arat’ın savunmada uyum içerisinde olduğu görülüyordu. Bir anda ikisini kulübeye çekip yerlerine Edu ile Lugano’yu almanın nedenini de pek çok Fenerbahçeli gibi bende anlamış değilim. Appiah’da da bir düşüş açıkça görülüyor Appiah artık geriye hemen hemen hiç gelmiyor. Bu yıl da acaba Appiah da Anelka gibi takıma küsüp gitmek mi istiyor? Anlayabilmek mümkün değil.
Maçın son saniyelerinde Alex’in degaj yapmaya hazırlanan Özden’e faul yapıp, oyunu elektriklenmesine neden olmasının da hiçbir anlamı yoktu. Alex Türkiye’ye geldiğinden bugüne kadar böyle bir hareketi hiç yapmamıştı. Bu maçta neden şeytana uydu, o da bilinmez. Onun bu davranışı maçın bitiminde oyuncuların birbirine girmesine neden oldu. Tümer ile Batista arasında çıkan tartışma, Konyalıların hakem Yunus Yıldırım’ı suçlaması da anlamsızdı. Yunus Yıldırım oyunu çok iyi yönetmiş, gözle görünür bir hata da yapmamıştı.
Galatasaray Trabzon deplâsmanında sert Karadeniz kayasına çarparken bu sezonun ilklerini yaşadı. Sarı-kırmızılılar bu sezon yenilmezlik unvanını Trabzon’da yitirirken, Hakan Şükür de ilk golünü attı. Bu arada Emre Aşık da Song’un sakatlanması üzerine 160 gün sonra forma giydi.
İki hafta önce Beşiktaş’ı yenen Galatasaray belki de bu yılın en kötü futbolunu ortaya koyarken Liverpool maçı içinde kötü sinyaller verdi. Galatasaray’ın böylesine kötü oynamasının asıl nedeni de Ziya Doğan yönetiminde yeni bir havaya giren Trabzonspor’un hırslı ve süratli oyunu idi. Bunun yanı sıra Gökdeniz tek kelime ile Galatasaray’ın sol kanadını hallaç pamuğu gibi attı. Genç Ferhat onun karşısında çaresiz kaldı ve yerini 26. dakikada Orhan Ak’a bıraktı. Gökdeniz bu kez sola geçti ve oradan da tren gibi yoluna devam etti. Gerets bu hatta Ferhat ile Gökdeniz’i tutamayacağını bilmeliydi. Orhan Ak sakatlığı geçtiğinden sol kanatta onunla başlamalıydı. Gerets’in aklı başına geldiğinde Trabzon 2–0 öne geçmişti. Trabzon 3-1’lik sonucun üzerine yatmayı düşünmedi Ziya Doğan’ın direktifleriyle sürekli topu rakip sahaya taşıdı. İleride Ersen Martin uzun boyunun avantajını kullanarak iki güzel golü atarken Fatih Tekke’yi bu yıl aratmayacağını da göstermiş oldu. Galatasaray savunması dalga dalga gelen Trabzon akınlarını önlemek de çok zorlandılar. Bu arada sorunlu futbolcu denilen Marcelinho saha içerisinde basmadık yer bırakmadı ve rakibi tek kelime ile perişan etti. Bu arada Musa’nın da hakkını yememek lazım. Galatasaray da ayakta kalan tek futbolcu yalnızca Arda idi. Mondragon’un da bu arada birkaç gollük pozisyonu önlediğini de söylemekte yarar var sanırım.
Trabzon seyircisinin taşkınlığından şikâyet edenler bu maçtaki seyircinin olgunluğu karşısında ne düşünürler bilemem. Aynı şikâyeti yapanlardan biri olarak ben de kendi payıma düşeni aldım. Bu arada statta tel örgülerin olmadığını da belirtmek isterim. Galatasaray’ın başta Hakan Şükür olmak üzere bazı futbolcularına FİFA’nın yeni kuralları öğretilmedi mi? Neden hala hakeme itiraz ediyorlar?
Beşiktaş, Trabzonspor ve Galatasaray yenilgisinden sonra mutlak kazanma hırsıyla kendi sahasında çıktığı Ankaragücü karşısında mutlak galibiyet peşindeydi. Bu nedenle de oyuna çok hızlı başlayarak rakip kalede gol aramaya başladı. İlk on birde yer alan Gökhan Güleç ile Burak sürekli rakip savunmayı karıştırdı ve bunun sonucu olarak da Burak’ın çok zor pozisyonda attığı kafa golünün ardından Nobre’nin kafa pasıyla sahanın yıldızı Gökhan Güleç’in yine kafası ile ikinci gole ulaştı. Bunun ardından beraberlik düşüncesi ile oyuna başlayan Ankaragücü sonunculuktan kurtulma çabası ile atağa kalktı. Bunun sonucu olarak da takımın en iyilerinden Ceyhun, Runje’nin kaçırdığı bir top ile durumu 2–1 yaptı. İkinci yarıda daha atak oynayan Ankara takımı oldu. Ancak gole bir türlü ulaşamadı ve üç puan Beşiktaş’ın olup Kayseri’nin ardından 4. sıraya yerleşti. CSKA Sofya maçı öncesinde Koray’ın omzundan, Baki’nin de burnundan sakatlanması hiç de iyi olmadı.
Liderliğini iki haftadır koruyan V. Manisaspor sahasında Ç.Rizespor engelini 2–0 ile geçerken geçen haftalara göre oyunun kalitesinin yüksek düzeyde olduğu pek söylenemezdi. Liderliği korumak kolay değildir, takımda zaman zaman da olsa sıkıntı yaratır. Nitekim bu durum Rize maçında açıkça görüldü. Rize ise erken gelen goller karşısında oyun disiplininden uzaklaşmadı ve Manisa’nın oyun kurgusunu da zaman zaman bozdu. Buna rağmen lider Nizamettin ve Rafael’in iki güzel golü ile sonuca gitmesini bildi.
Bu arada Lig TV’nin liderin maçını ekranlara yansıtmamasının hayretle karşılandığını söylemekte yarar olduğu kanısındayım.
Sakaryasporu’u 2–0 yenen Kayserispor 3. sıraya yükselirken kendi evinde güzel bir oyun ortaya koydu. Özellikle Muhammed Hanefi ile Marcello’nun attığı gollerde Gökhan’ın büyük payı vardı. Bu maç Kayserispor lehine farklı sonuçlanabilirdi, ancak Kayseriler ellerine geçen fırsatları cömertçe harcadılar. Kayserisporu’un direkten dönen şutu bir türlü kaleye girmedi. Maçın en çirkin anıda iki milli futbolcunun horoz döğüsü gibi birbirlerine diklenmesi idi. Mehmet sarı kartla bunu atlatırken Eski Trabzonlu Erdinç kırmızı kartla oyun dışında kalarak takımını eksik bıraktı.
Lig sıralanmasında büyük etkisi olan haftanın diğer maçlarında Sivasspor rakip sahada Bursaspor’u 3–1; Gaziantep ile Gençlerbirliği’ni 2–0; Denizlispor ‘da Kayseri Erciyeşsporu 2–1 yendi. Ankaraspor ile Antalyaspor da 1–1 berabere kaldılar.
Bu hafta oynanacak Avrupa Kupa maçlarından sonra yaklaşan milli maçların ligin 8. haftasını nasıl etkileyeceğini bilemiyoruz. Ancak Sakarya-V. Manisa; Galatasaray-Konyaspor; K. Erciyes-Beşiktaş; Ankaragücü-Trabzonspor maçlarının çok zorlu geçeceğini söylemeden de geri durmayacağım.
erdem@kenthaber.com
Yayın Tarihi :
25 Eylül 2006 Pazartesi 12:26:48