7
Şubat
2026
Cumartesi
SPOR

Yaz Sıcağında Futbol Sohbeti


Sıcaklar tüm yurdu kasıp kavururken, magazinciler (!) Eğe ve Akdeniz sahillerinde kendilerine özgü paparazzi programları yapıyor. Ara sıra da olsa onların arasına futbolcularda karışıyor. Futbolculara hak vermemek elde değil, uzun ve yorucu bir lig maratonunun ve Avrupa Şampiyonasına katılmanın yorgunluğunu çıkarmak istiyorlar.Takımlarımız bu sıcakta yeni sezon çalışmalarına başlamışlar bile... Ekranlarda görülenler ise kulüplerinden kısa süre izin almış olanlar veya Sergen gibi futbolu bırakanlar... Oysa Türkiye’de futbola verilen aranın çok kısa olduğunu her zaman belirtmişimdir. Bir haftalık, bilemediniz on günlük yaz tatili bir futbolcuyu ne kadar dinlendirir?

Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş başta olmak üzere maddi durumu iyi olanlar Avrupa’da yeni sezona hazırlanıyorlar. Geçtiğimiz yılın flaş takımlarından Sivasspor ise ilk maçta 2-2 berabere kaldığı, Sırbistan Karadağ OFK Grbalo ile kendi sahasında İntertoto maçının hazırlıklarını yapıyor. Diğer takımlarımız büyükler kategorisinden sayılmadığından olacak ne yaptıkları ve yeni sezona nasıl hazırlandıkları basına yansımıyor. Bizde bu konuda bilgilenemiyoruz. Kuşkusuz, onlarda karınca kaderince bir şeyler yapıyordur.

Benim yıllardır çözemediğim, aklıma her zaman takılan bir soru vardır; Türkiye birbirinden farklı iklim koşullarına sahip bir ülkedir. Turistik tesislerimizin çoğu Avrupa ile boy ölçüşecek düzeydedir. Türkiye’nin futbol endüstrisine yakınlığını bilen bazı tesis sahipleri otellerinin yanına futbol sahaları eklemişlerdir. Nitekim devre aralarında bir çok Avrupa takımı Antalya’da hazırlıklarını sürdürmekte, hazırlık maçları yapmaktadır. Oysa bizimkiler, batı hayranlığından mı, yoksa kompleksten mi kaynaklanıyor, pek kestiremiyorum, hazırlıklarını hep dışarılarda yapmayı ve oradaki ikinci hatta üçüncü sınıf maçlarla oynamayı tercih ediyorlar. Türkiye’de çalışmalarını sürdürmek kulüplerine de maddi yönden yararlı olacağını düşünmüyorlar ...Bizde futbola ve futbolculara ödenen paraları har vurulup harman savrulduğu da bir gerçektir.Baksanıza Milli Takım Teknik Direktörü ve yardımcılarının aldıkları, Türkiye standartlarını çok çok aşan ücretler TBMM’de bile gündeme gelmemiş miydi ?

Türkiye’de normaldir; kas gücü beyin gücünün çok üstünde olduğu bir ülkede yaşıyoruz !..

Yaz sıcağında futbol sohbetlerinin önemli bölümünü transfer olayları oluşturuyor. Bunları basından izliyorum da hayret etmekten kendimi alamıyorum. Sözü edilen bol paralar saçılan Avrupa takımlarının oyuncuları... Menajerler devrelerde, Avrupa yollarını aşındıran yöneticiler yeni futbolcu arayışları içerisindeler.Ya Türkiye’deki futbolcularımız; onlar tu kaka... Ne zaman onlarla ilgili yabancı bir takım devreye girerse , işte o zaman değerleri su yüzüne çıkıyor... Emin olun bugün süper Ligin altınki takımların çoğunda Avrupa’dakilerle boy öçleşecek nitelikte oyuncular var. Eksikleri ise Nüfus Cüzdanlarının T:C olması !..

Bu konuda bir iki örnek vermekle yetineceğim; Bugün Türk Milli Takımı kaleci bulmakta zorlanıyor. Bunun da nedeni takımlarımızın hemen hepsinde yabancı kaleciler var. Galatasaray’ın Aykut ve Orkun gibi yetenekli, geçen sezon takımlarını kurtaran iki kalecisi var. Oysa Galatasaray yönetimi kalede ille de yabancı olsun istiyor.. Yöneticiler önce Liverpool’un yedek kalecisi Itandje’ye,onunla anlaşamayınca Aston Villa’nın Danimarkalı kalecisi Sorenson’a yönelmiş...Bu durumda Aykut ve Orkun’un takımlarına güveni kalır mı?

Fenerbahçe de ise bambaşka sorunlar yaşanıyor. Deivid’in beklenmeyen sakatlığından sonra Türk Milli Takımı ile Fenerbahçe’nin orta alan sübabı Aurelio’nun Real Betis’e gitmesiyle doğacak orta alan boşluğunu nasıl dolduracağı merak konusu oldu. Avrupa Şampiyonasında tüm maçlarda görev verilmiş olsaydı, belki de gol kralı olması işten bile olmayan Semih’in yerine golcü arıyor. Başlangıçta Kanoute, Crouh, Carew’den sonra İspanyol Güiza’da karar kılındı. Oysa takımda Semih ile birlikte takımda birde Kezman ve yeni transfer Burak var.Bu durumda Semih yine on birde yer alamayacak, nöbetçi golcü unvanını sürdürecek. Bununla beraber Semih Avrupa’dan gelen tekliflilere hayır demişti.

Fenerbahçe’nin geçen yıl şampiyonluğu kaçırmasının en büyük nedeni takım ruhunun eksikliğinden kaynaklanıyordu. Eğer takımda Türk futbolcular çoğunlukta olsaydı, Fenerbahçe’nin şampiyon olması işten bile olmazdı.

Bu sezon ligimizin yeni teknik direktörleri Aragones ile Michael Skibbe’nin ne yapacakları da ayrı bir merak konusudur. Büyük olasılıkla bu teknik direktörler bir süre uyum sorunları yaşayacak ve bu da takımlara olası puan kayıplarına yol açacaktır.

Beşiktaş’ta ise iki kaptanın kampta yumruk yumruğa on beş dakika terlik kavgası yapması başlı başına bir skandal ve teknik yönetim zafiyetidir. Her ne kadar her ki futbolcu kadro dışı bırakılmışlarsa da sondan affolup affolmayacakları belirsizdir. Yıllar öncesi takımın golcüsü Paskal Nauma ile Oktay Derelioğlu ile Serdar da takım dışı bırakılmışlardı. Onların aforoz edilmeleri ise göstermelik bir yönetim anlayışı idi. Kuşkusuz, buradan da Beşiktaş zararlı çıkmıştı... Beşiktaş’ın geçen sezon ortasında V.Manisa’dan aldığı Holosko ise maç başına 1000$ istiyormuş...Olaki Holosko’nun teklifi kabul edilse, bu durum takıma nasıl yansır ? Takım arkadaşları Holosko para kazanacak diye ona pas verirler mi?

Sanırım yaz sıcağında futbol sohbeti de bu kadar olur...

Tüm okurlarıma futbol dolu yaz tatili dilerim.


erdemyucel2002@hotmail.com  

Yayın Tarihi : 12 Temmuz 2008 Cumartesi 14:03:02


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
Gökhan IP: 85.108.158.xxx Tarih : 12.07.2008 14:30:22

Sayın Yücel, siz de futbolun içinde olan birisiniz.Oynadığınız dönemdeki spor ahlakı ve amatör ruhun yerini fırsatçılık,para ve şöhret hayranlığı aldığının elbette farkındasınız.Uzun zaman önce vefat eden bir komşumuz vardı.Kendisi kardeşi ile birlikte zamanın Gençlerbirliği'nde oynamış görgülü bilgili bir insandı.Tanrı rahmet eylesin.Ondan bizzat dinlediğim anılarında bahsettiği birşey ilginçti:O zamanlar para istemek şöyle dursun,formalarını eşofmanlarını kendi imkanları ile yıkarlar,çoğu kez sıcak su ile duş alma imkanı bile bulamazlarmış.Şimdiki şımarıklıklara bakın bir.Şu kadar milyon dolar olmazsa gelmem,araba markası şu olsun ev şu mevkide olsun diye görgüsüzlük edenler malesef çoğunlukta.Açıkça söyleyeyim şimdi çoğu forma aşkı için oynamıyor.Akıllarında yabancı bir kulüpte oynamak fikri mevcut.Oyuncuların milli takımdaki performansları ile kulüp performansları arasındaki fark bundandır.Bahsettiğim şımarık futbolcu tipi,sıkışınca para kazanmak için sürelerinin az olduğu ve vücut olarak çalıştıklarını söylüyorlar.Bunun yanında manken ve oyuncuların peşinden o bar senin bu disko benim gezmeyi biliyorlar.Onlar vücut olarak çalışıyor da inşaatlarda,kömür madenlerinde çalışanlar ne yapıyor?Aldıkları paralara ve karşı karşıya bulundukları riskleri gözönünde bulundurduğumuzda büyük terslikler olduğu muhakkak görünüyor.Futbolculara fiyat biçerken bir de bunlar düşünülsün..