20
Temmuz
2024
Cumartesi
MANİSA
Nufus
1.319.920
Yüz Ölçümü
13.810
İlçe Sayısı
16
Vali

Manisa Mesir Macunu

Manisa’da her yıl Sultan Camisi çevresinde Mesir Şenlikleri düzenlenmekte, Sultan Camisinin minarelerinden aşağıda toplanan halka Mesir Macunları atılmaktadır.

Mesir, Farsça bir sözcük olup, yürüyüş ve hareket anlamına gelmektedir. Gezilecek veya gezi yeri anlamında da kullanılmaktadır. Mesir Macununun her yıl 22 Mart günü baharın gelişiyle doğanın uyanışına katılan insanlara canlılık ve hareket getirdiğine inanılmıştır.

Mesir geleneğinin geçmişi çok eski yıllara inmektedir. Günümüzden yaklaşık 5.000 yıl öncesinde Anadolu ve Mezopotamya bölgesinde mesire benzeyen bir macunun Sümerliler tarafından da kullanıldığı bazı tıp kitaplarında belirtilmiştir. Sümerlilerin Nippur şehrinde ana maddesi “İsin” olan bir ot ile çeşitli baharatların birlikte kaynatıldığı ve bir macun elde edildiği kaynaklarda yazılıdır. Bu macun altın bir kapta korunarak ilkbahar aylarında hastalara verilirmiş. Bazı kaynaklarda da bu tür macunların Önasya ve Anadolu şehirlerinde yapılarak hastalara şifa niyetiyle verildiği belirtilmiştir.

Anadolu’da Mesir Macunu bulan hekim Merkez Efendi ismiyle tanınan Muslihiddin Efendi’dir. Denizli’nin Buldan ilçesi Sarı Mahmutlu Köyü’nde 1460 yılında dünyaya gelen Muslihiddin Efendi’nin ailesinin Selçukluların Germiyanoğlu kollarından birisine bağlı olduğu sanılmaktadır. İlköğrenimini babası Hafız Mustafa Efendi’den almış, adından babasının dostu Hızır Ahmet Paşa’nın yanına öğrenim almak üzere Bursa’ya gitmiştir. Orada medrese öğrenimi görmüş, ardından devam ettiği Fatih Medresesi’nde öğrenimini tamamladıktan sonra hocalık yapmıştır.

Hafsa Sultan’ın yaptırdığı zamanın ilim, kültür ve sosyal kurumu olan külleyenin medresesi başına 1523’de hoca olarak getirilir. Merkez Efendi, Manisa'ya yerleştikten sonra halkın sorunları ile yakın ilgilenmeye başlamıştır. Hasta olanlar için çeşitli otlardan ilaçlar yaparak onları iyileştirmiş, imarethanenin bir kısmını bimarhaneye (Sağlık Bölümü ve Revir) dönüştürmüştür. Bir süre sonra burası hastalara yeterli olmayınca, saraydan ödenek istemiş, 1526 yılında bugünkü darüşşifa yapılmıştır. Bu yapı bimarhane, darüşşifa, tımarhane ve şifahane isimleri ile tanınmıştır. Bu yapı her türlü tedavinin yapıldığı çağın en önemli hastanesi konumuna gelmiştir.

Darüşşifa'nın açılmasında kısa bir süre sonra, Manisa Valisi Şehzade Mustafa'ya Kanuni Sultan Süleyman tarafından acil bir mektup gelir. Bu mektupta Hafza Sultan’ın hastalandığı tüm doktorların çabasının yeterli olmadığı yazılıdır. Durum Merkez Efendi'ye bildirilir. Merkez Efendi yoğun bir çalışmaya başlar. Sonunda 41 değişik baharattan ürettiği macunu tarifi ile beraber saraya gönderir. Hafza Sultan, üretilen bu macun ile sağlığına yeniden kavuşur. Bu olaydan sonra Merkez Efendinin ünü Osmanlı İmparatorluğu’nun sınırlarını aşar. Bunun üzerine Merkez Efendi, Manisa iline ekonomik katkıda bulunabilecek bir plan hazırlar;
Her yılın belli bir gününde şehirde sergi düzenlenecek, bu sergide halkın kendi el emeği olan ürünleri tanıtılacak.

Civardan Manisa'ya ekonomik ve sosyal canlılık getirmesini sağlaması için buraya gelen halkın, sağlığını korumak için yapılacak macunu yiyenlerin 1 yıl boyunca zehirli böcek sokmalarından korunduğu duyurulur. Bu yüzden de macunun dağıtılması sağlanacaktır.

Bundan sonra Mesir Macununun halka dağıtılacağı gün olarak da, bahar bayramı olarak 22 Mart seçilir. Kesin olmamakla beraber ilk Mesir macununun dağıtımının 1527 – 1528 yıllarında yapıldığı sanılmaktadır. Merkez Efendi, 1529’da İstanbul’a çağırılır ve orada eğitim vermeye devam etmiştir. Merkez Efendi’nin Manisa’dan ayrılışından sonra Mesir Macunu geleneği günümüze kadar devam ederek gelmiştir.

Mesir Macununun Yapılışı:

Mesir macunu 41 değişik baharattan oluşmaktadır. Bu baharatlar Anason, Hindistan Cevizi, Başbase, Çivit, Çöp Çini, Çörek Otu, Darfülfül, Hardal Tohumu, Havlican, Hiyarşenbe, Kakule, Karabiber, Karanfil, Kebaba ve Kimyondur.

Anason: İştah açıcı ve karminatif olarak kullanılır. Karminatif etki bağırsaklardaki fermantasyona engel olmasından ileri gelir.
Hindistan Cevizi ve Beşbase: Kaynatılmış suyu mide ağrılarına iyi gelir. Etkisi bileşimdeki uçucu yağlardan ileri gelir.
Çivit: Halk arasında kabakulak ve pnömonide iyi gelir. Bebeklerin ağız mukozasındaki ağrılı yaraların tedavisinde kullanılır.
Çöpçini: Kökünün kaynatılmış suyu egzamada kullanılır. Bileşimindeki tanenden dolayı astrenjan etkisi vardır.
Çörek Otu: Gaz söktürücü olarak kullanılır.
Darülfülfül: Bedeni ısıtıcı ve öksürük kesici olarak kullanılır
Hardal Tohumu: İştah açıcı ve mideyi yatıştırıcı olarak toz halinde kullanılır. Cilt hastalıklarında iltihabı ve ağrı giderici etkisi vardır.
Havlican: Öksürük kesici ve ağız kokusu giderici olarak kullanılır. Sindirimi kolaylaştırır, gazı dağıtır, balgamı giderir.
Hiyarşenbe: Müshil olarak kullanılmaktadır. Bileşiminde antrekion türevi vardır.
Kakule: Lezzet verici, gaz söktürücü, iştah açıcı olarak kullanılır.
Karabiber: Öksürük kesici, uyarıcı ve baharat olarak kullanılmaktadır.
Karanfil: Ağız kokusu giderici, diş çürüklerinde ve ağrılarında kullanılır. Bileşimindeki karanfil esansı antiseptik ve ağrı gidericidir.
Kebabe: İdrar ve solunum yolları antiseptiği olarak kullanılır.
Kimyon: Baharat, gaz söktürücü, iştah açıcı ve terletici olarak kullanılır.

Günümüzde Mesir Macununun asıl kullanımındaki baharat çeşitlerinin bir kısmı doğada artık bulunmamaktadır. Bu nedenle günümüzde onların yerine; Yenibahar, Zencefil, Galanya, Krem Tartar, Kişniş, Havlıcan, Anason, Sakız, Safran, Tarçın, Udülkahr, Hardal, Misrafi, İksir, Meyan Kökü, Kalemi barit, Tiryak, Sarı Halile, Kara Halile, Raziyane, Zerdecub kullanılmaktadır.

Mesir Macunu, bazı bitkilerin farmakolojik özellikleri göz önünde bulundurulursa iştah açıcı, gaz giderici, bağırsak paristalizmi arttırıcı, idrar yaptırıcı, uyarıcı ve afrodizyak etkileri taşıdığı görülmektedir. Eski hekimlerin düşüncelerine göre insanlar, kış aylarında kuru gıda aldıklarından kanları koyulaşır, pislenir, iç organları çalışma düzenini kaybeder. Bu nedenle insanların bahar aylarında sıvı dengesi ayarlanmalıdır. İlkbaharda yeşil, taze bol gıda ortaya çıkınca o devrin insanları kan aldırmak, lavmanla bağırsakları boşaltmak, divretiklerle bol idrar yaptırmak sureti ile vücudun dengesi ayarlanır.

 

Kenthaber Kültür Kurulu

Fotoğraflar, www.bayar.edu.tr adresinden alınmıştır.

Yayın Tarihi : 6 Temmuz 2009 Pazartesi 12:04:51

Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?