20
Temmuz
2024
Cumartesi
MANİSA
Nufus
1.319.920
Yüz Ölçümü
13.810
İlçe Sayısı
16
Vali

Manisa Gezgin Gözüyle

Antik Kentler:Akhisar (Thyatira):

Bugünkü Akhisar ilçesinin bulunduğu alanda ilk yerleşim izleri M.Ö. 3000 yıllarına inmektedir. Mevcut kalıntıların yanı sıra, Hıristiyanlığın ilk çağlarına ait Ege Bölgesinde bulunan yedi kiliseden Thyatira kilisesinin bulunduğu yer olarak inanç turizmi kapsamında da ziyaret edilen ören yerlerindendir.

Alaşehir (Philadelphia):

Alaşehir'in üzerine kurulu olduğu antik Philadelphia kentinin akropolü durumunda olan Toptepe düzlüğünde bulunan tapınak kalıntıları, Toptepe'nin kuzey eteklerinde bulunan tiyatro, Bizans döneminde yapılmış olan surlar ve doğu kapısı ile M.S. VI yüzyıla ait St. Jean kilisesi en önemli eserlerdir. Havarilerden loannes adına yapılan St. Jean Kilisesi, Ege Bölgesindeki Hıristiyanlığın ilk çağlarına ait 7 kiliseden birisidir. İncil'in vahiy bölümünde adı geçen ve kendilerine mesaj gönderilen Yedi Kilise (Smyrna, Pergamon, Thyatira, Sardes, Philadelphia, Laodicia ve Ephesus) Hıristiyanlığın ilk kiliseleri olarak kabul edilir. Hepsi de Anadolu'da olan bu kiliselerin üç tanesi (Sardes, Philadelphia ve Thyatira) Manisa ili sınırları içinde bulunmakta ve inanç turizmi kapsamında ziyaret edilmektedir. Buradaki kilise sözcüğü kilise binasından ziyade cemaat anlamındadır.

Bintepeler - Lidya Kral Mezarları:

Salihli-Akhisar yolunun güneyinde, Gediz Ovasının kenarında yaklaşık 90 kadar tümülüsü içeren Lidya Kral Mezarlığı bulunmaktadır. İrili, ufaklı bu tümülüslerin içinde en büyükleri Kral Alyattes ve Kral Gyges'e ait olanlardır.

Yoğurtçu Kalesi:

Manisa-Menemen yolu üzerinden sapılan Uzunburun köyü yakınındadır. Hayli sağlam durumda olup, tarihinin Bizans, hatta Roma dönemine kadar indiği sanılmaktadır.

AĞLAYAN KAYA NİOBE


Efsaneler kenti Manisa’nın simgelerinden biri olan ve halkın Ağlayan Kaya dediği bu doğal oluşum için, duygusal söylenceler en eski çağlardan bu yana ağızdan ağıza günümüze kadar ulaşmıştır. Karaköy Mahallesindeki ünlü Kırmızı köprüden itibaren, büyük çınar ağaçlarının gölgesindeki Çaybaşı Deresi’nin 500 m yukarı yürüdüğünüzde yolun sonunda bir çeşme bulunur. Bu çeşmenin bulunduğu yerde, arkanızı Çaybaşı Deresine dönerseniz, kuzey yönündeki kayadasaçları omuzlara kadar dökülen ve ağlayan bir kadını andıran anıtsal bir potre silüeti görürsünüz. Güneş ışığının tepeden ve arkadan geldiği zamanlarda silüet daha da belirginleşir.

 

AİGAİ

Manisa merkez ilçe, Köseler köyünün yak-laşık 4-5 km kadar güneyinde dağlık arazide, doğal tepe üzerine kurulmuş Heredotos’un bahsettiği 12 Aiol Kenti’nden biridir. Aigai kıyılarında uzakta, ticarete elverişsiz bir sahada, sarp dağlar üzerine kurulan zap-tı güç bir kale durumundaki kentin, ilk tarihi arkeolojik verilere ve antik yazarlara göre, MÖ. 8.yüzyıla kadar gitmektedir.

Coğrafi konumu ve ekonomi müsait olmadığından kent bir politikgüç oluşturamamıştır. Aigai kentinin yaklaşık 7-8 km doğusunda, Koca Dere Yatağı içinde "Apollon Khrestenese" Tapınağı’nın kalıntıları mevcut-tur. Aigai kalıntıları, yörede Nemrut Kale olarak adlan-dırılmaktadır. Kentin surları, arazinin durumuna göre inşa edilmiştir. Surlar içinde doğu yönde önü stoalı üç katlı agora yapısı ve bu yapıyı taşıyan görkemli dayanak duvarlar agora kuzeyinde Belediye Meclisi (Bouleterion) binasına ait kalıntılar, güneyde teras duvarlı stadium, batıda Tiyatro ve Demeter Tapınağı, bunların kuzeyinde Peripteral bir tapınak kalıntısı bu-lunmaktadır.

KYBELE

Manisa’nın güneydoğusu’nda, Manisa-Turgutlu karayolunun 7.km’si üzerinde, Akpınar alanında yer alan Kybele yontusu, birçok uygarlık ve Kültürlerde değişik adlarla anılıp, ancak sonuçta hep aynı ilk tipe indirgenebilen ana tanrıçanın yani Kybele’nindir.

Kayaya kazılmış olan yontu, 8-10 m yüksek-likte olmasına rağmen, birçok kaya kabartmaları gibi doğal etkenlerle bozulmuştur. Çok tahrip olan başı dı-şında oturan figür detayları ile bütünüyle görülebil-mektedir. Başında serpuşu olan Tanrıça, elleri ile gö-ğüslerini tutmakta, başının sağında kare şeklindeki bir bölümde, belirsiz dört Hitit hiyeroglif yazıtının izleri bulunmaktadır.

SPİL DAĞI

Ulaşım:

Ege Bölgesinde Manisa ilinin yamaçlarına yaslandığı Spil Dağı üzerinde yer alan Milli Park Manisa’dan 24 km.lik bir karayolu ile ulaşılmaktadır.


Özelliği:

Kanyon vadiler, inler, mağaralar, dolinler ve lapyalar gibi karstik oluşumları jeolojik yapısından kaynaklanan ilgi çekeci yer şekilleridir. Çam, ardıç, kavak, ceviz, kızılağaç, karaağaç, meşe ağaçlarından meydana gelen bölgenin zengin bitki türleri yanında, Milli Parkta bilimsel araştırmalarla belirlenen 20’den fazla endemik bitki türü bulunmaktadır.

SART (SARDIS)

Manisa il sınırları içinde ve İzmir-Ankara kara-yolunun 87. km’sinin her iki yanında, bir zamanlar Lydia Bölgesinin başkenti olan ve günümüzde Sart olarak bilinen görkemli Kent Sardes’e ait kalıntılar bulunur. Antik çağda Lydia Bölgesi’nin başkenti, Persler’in satraplık merkezi, Hellenistik ve Roma İmparatorluğu dönemlerinde, büyük kent olarak karşımıza çıkan Sardes, günümüzde ise Güneybatı Anadolu’da, Salihli yakınlarındaki Sart kasabası olarak adını sürdürmektedir.

MESİR MACUNU


Mesir macununun genel özellikleri, hoş lezzeti ve kokusudur. Diğer özellikleri arasında ağrılara, sancılara, soğuk algınlıklarına, hazımsızlıklara, iştahsızlıklara ve ağız kokusuna karşı kullanılmasını sayabiliriz. Mesir macunu terkibinde kullanılan 41 çeşit baharatlar şunlardır.

* Zencefil * Hiyerşambe * Çivit * Çörek otu * Gün Balı*Zulunba *Çam Sakızı *Meyan Balı *Darı Fülfül *Hindistan Çiçeği * Kremtartar * Zağfran * Tiryak *Ra-vend * Limon Kabuğu * Kişmiş *Tarçın * Sarı Helile * Li-mon Tuzu * Kebabiye * Üdül Kahr * Raziyane * Kakule * Tekemercini Tohumu * Havlican * Çöpçini * Kimyon * Galanda * Şamlı * Portakal Kabuğu * Hindistan Cevizi* Hardal * Zerdeçal * Vanilya * Anason * Eksir * Tarçın Çiçeği * Şeker.

Genel halk kitleleri arasında rağbet kazanan Mesir Macununun halkın inanışlarına göre şu fayda-ları olduğu söylenir: Macundan yiyen kimseyi bir yıl boyunca zehirli hayvanların sokmayacağına inanılır. Nevruz günü en ağır hastalar bile yese iyi olurlar. Ma-cunu yiyen gelinlik çağındaki kızların, o yıl içinde evleneceklerine inanılır. Çocuğu olmayanların, bu macundan yedikleri taktirde çocukları olacaklarına inanılır. Çocuk hastalıklarına da faydalı olduğu söylenir.

Her yıl Nevruz’da tekrarlanan bu olay giderek gelenek haline dönüşür. O günden bugüne onbinlerce insan Sultan Camii etrafında toplanır, doğanın uyanışının, baharın gelişini, bereket ve bolluğun başlangıcını, sevincini yaşar. Bu şenlik aynı zamanda Manisa’nın ekonomik ve sosyal yaşantısına canlılık getirmektedir. Ancak bu tarih kış şartlarının hakim olduğu bir mevsime rastlandığından son yıllarda kutlamalar Nisan ayı sonlarına kaydırılmıştır.

MANİSA TARZANI

"Orası çiçeklerle süslü bir cennettir. Sabahları kuşların cıvıltısı ile uyanırım. Dağdan ovaya doğru bakmak insana müthiş bir duygu veriyor. Hayatta yaratıcı olma gücünü ben dağlarda sezmişimdir."

Manisa Tarzanı olarak bilinen 1900 Bağdat doğumlu Ahmet Bedevi, Kurtuluş Savaşı yıllarında, Türk Ordusu’nda er olarak çarpışmış ve kırmızı kuşaklı istiklal madalyası ile şereflendirilmiş bir gazidir. 1923 yılında yanmış yıkılmış Manisa’ya ağaçlandırmak olmuştur. Bu çalışmalrın önderi ve simgesi olan Tarzan; esmer, adaleli vücutlu, sertçe ve keskin sesi ile kendine özgü bir insandı. İklimin sıcak olması nedeniyle, önceleri atlet ve pantolan daha sonraları sadece şort giymeye başladı. Halk onu kıyafetiyle Tarzan’a benzeterek benimsedi ve bağrına bastı. Spil dağını kendine mesken edinen Manisa Tarzanı, tüm kişisel ihtiyaçlarını gözardı etmiş ve yaşamı boyunca yeşil bir çevreyi amaçlamıştır. 1963 yılı 31 Mayıs gecesi, yeşilin dostu, büyük doğa sever Manisa Tarzanı’nın hayatı sona ermiş olsa da, Manisa için yaptıkları iler ölümsüzlüğe ulaşmış, halkın kalbinde taht kurmuş ve nesilden nesile yaşamı anlatılarak, örnek alınmıştır.

CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ

Celal Bayar Üniversitesi, altı yıllık bir geçmişe sahip olmasına rağmen; ulusal ve evrensel değerleri kucaklayan çağdaş bir yaklaşım yakalamayı amaçlamaktadır. Celal Bayar Üniversitesi, Atatürk ilke ve inkılaplarının yol göstericiliği ışığında gençlerimizi geleceğe hazırlamayı kendisine ülkü olarak seçmiştir. Celal Bayar Üniversitesi, Manisa ve çevresinin tanıtılması, bölge kültürünün geliştirilmesi ve tarihsel birikimin bilimsel büyüteç altına alınması konusunda da önemli bir misyonu yüklenmektedir.

Celal Bayar Üniversitesi 03 Temmuz 1992 tarihinde kabul edilen, 11 Temmuz 1992 tarih ve 21281 sayılı, Resmi Gazete’de yayınlanan 3837 sayılı yasayla kurulmuştur. Celal Bayar Üniversitesi 5 fakülte, 4 yüksekokul, 12 meslek yüksekokulu, 3 enstitü, 7 araştırma ve uygulama merkezi ve 1 araştırma ve Uygulama Hastanesi olmak üzere toplam 32 birim ile eğitim öğretim ve araştırma çalışmalarını sürdürmektedir. Celal Bayar Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Mühendislik Fakültesi, Tıp Fakültesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Demirci Eğitim Fakültesi, Tütün Eksperliği Yüksekokulu, Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Fen Bilimleri Enstitüsü, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, Salihli Meslek Yüksekokulu, Alaşehir Meslek Yüksekokulu ile Yüksek Öğretim Yürütme Kurulu kararıyla Ahmetli, Demirci, Gölmarmara, Gördes, Kırkağaç, Saruhanlı, Soma,Köprübaşı, Turgutlu ilçelerinde açılmasına izin verilen Meslek Yüksekokulların’dan ve rektörlüğe bağlı Manisa ve Yöresi Türk Tarih ve Kültürünü Araştırma Merkezi, Çevre Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi, Lie Grubu Araştırma Merkezi, Manisa Yöresi El Sanatları Araştırma ve Uygulama Merkezi’nden oluşmaktadır.

Yayın Tarihi : 8 Şubat 2008 Cuma 15:05:09
Güncelleme :5 Temmuz 2009 Pazar 12:07:21

Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?